Yaralı bir yaprak gibi, hayatın baharında veda eden Serhat Kılıç’ın anısına, sanatın kalbi Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde bir araya geldi. 51 yıllık hayatın, sahnelere damga vurmuş bir oyuncu olarak adını altın harflerle yazdıran Kılıç’ın ardında bıraktığı boşluk, sevenleri ve meslektaşları tarafından derin bir üzüntüyle karşılandı. Anma töreni, oyuncunun hayatından kesitleri ve sanatsal yolculuğundaki etkisini yeniden hatırlatan anlamlı bir buluşma oldu.

Törenin odak noktası, Kılıç’ın hayatına dokunan isimlerin sözleri oldu. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürü Birol Güven, oyuncunun oyunlardaki performansı ve enerjisiyle ilgili çarpıcı bir benzetme yaptı: “Serhat öyleydi zaten, her şeyi büyütüyordu. Ona bir kartopu verin, çığ yapıyordu. Mutluyken çok mutlu oluyordu, üzülünce çok üzülüyordu, çok gülüyordu, çok ağlıyordu, her şeyi çok yapıyordu Serhat. Ne diyelim, mekanı cennet olsun, nur içinde yatsın.” Dostu Ertan Saban ise oyuncunun hayatına dair benzersiz bir metafor kullandı: “Geçenlerde bir şey okumuştum; çok ağlayanlar, çok takanlar ve çok terleyenler bu gezegene, bu hayata hizalanmakta zorlanırmış. Umarım ki inşallah öbür tarafta çok iyi bir simetri yakalayacaktır güzel kardeşim. Hakkını helal et usta”

Oyuncunun meslektaşları ve arkadaşları, Kılıç’ın sahne üzerindeki enerjisi, yeteneği ve insani değerleriyle ilgili duygusal ifadelerde bulundular. Bennu Yıldırımlar, oyuncunun mesleğine olan tutkusunu ve ekip ruhuna olan bağlılığını vurgularken, “Meslektaş olarak bulunmaz Hint kumaşıydı. Provada yorulmayan, ekip ruhuna inanan; namuslu, samimi, sahnede sırtını güvenle yaslayabileceğin, oyun oynamaktan sonsuz keyif alan, hücrelerine kadar komple oyuncuydu” diyerek Kılıç’ın unutulmaz performanslarına dikkat çekti. Mahir İpek, oyuncunun hayatındaki rolünü samimi bir şekilde tanımlarken, “Serhat hem dostum, hem kardeşim, meslektaşım. Hepimizin başı sağ olsun” dedi.