Muğla’nın bereketli topraklarında, sanayi işleriyle uğraşan Ersoy ve Şerife Tufan çiftinin dört gözle beklediği altın değerinde bir armağan, 15 yaşındaki Emir Enes Tufan dünyaya gelmişti. Down sendromu tanısı, hayatlarına farklı bir boyut katarken, ilk zorluklar hemen ardından kendini göstermişti. Ancak kaderin cilvesiyle, Emir Enes’in hayatı, sadece Down sendromuyla değil, aynı zamanda lösemi ve diyabet teşhisleriyle de şekillenmeye hazırlanıyordu.

Aralık ayının soğuk günlerinde, Emir Enes’in halsizlik şikayetiyle acil servise koşulması, ailenin hayatını alt üst etmişti. Yapılan detaylı incelemeler sonucunda, Emir Enes’in 21 Aralık’ta lösemi teşhisi alması, tüm umutlarını sarsmıştı. Tedavi için hemen İzmir Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edilen Tufan ailesi, yoğun çabalarla İzmir Hasta Çocuk Evleri Derneği’nin Balçova’daki evine yerleştirilmişti. Emir Enes’in Down sendromu, kullandığı ilaçların dozu hassasiyetini artırmış, tedavi sürecini daha karmaşık hale getirmişti. Doktorlar, organ hasarını önlemek için son derece dikkatli bir yaklaşımla ilerlerken, Şerife Tufan annesi, kızının durumu nedeniyle diğer çocuklara kıyasla hastalığın daha ağır seyrini gözlemlemişti.

Lösemi tedavisinde kullanılan kortizon içerikli ilaçların, Emir Enes’in kan şekerini yükselttiğini anlatan Şerife Tufan, 1.5 ay boyunca hastanede kalmak zorunda kaldıklarını dile getirmişti. Aile, Emir Enes’in şeker seviyesini sürekli takip etmek için koluna özel bir sensör takılırmış. Bu sensör sayesinde, doktorlar ve aile, Emir Enes’in şekerinin uykudayken bile ölçülebilmesini sağlarken, hayatın zorluklarına karşı yılmazmışlardı. İlaçların etkisiyle yükselen şeker seviyesi düzeldiğinde ise, aile büyük bir rahatlama yaşamış ve kızlarının iyileşme sürecine daha güçlü bir şekilde odaklanmışlardı. Emir Enes’in doktorları ise, organlarına zarar gelmesini önlemek için tedavi sürecinde son derece dikkatli davranıyorlardı.

Tüm bu zorlu tedavi şartlarına rağmen, Emir Enes’in neşesi ve umudu hiç tükenmemişti. Evde oyuncaklarıyla oynarken ‘Erik Dalı’ şarkısında göbek atarak moral depiliyor, en büyük eğlencesi televizyonda diziler izlemekti. Özellikle Burak Özçivit’in fotoğrafını eline aldığı an, yüzünde kocaman bir gülümseme beliriyor, tüm zorluklara rağmen hayatın tadını çıkarıyordu. İzmir Hasta Çocuk Evleri Derneği’nin görevlileri ise, Emir Enes’e ve ailesine destek olmaya devam ediyorlardı. Sorumlusu Nilgün Erten, derneğin şehir dışından gelen ailelere kucak açtığını ve ilk defa Down sendromlu bir çocuğun misafirlik yaptığını belirtmişti. Emir Enes’in tedavi sürecinde yaşadığı zorluklar, derneğin çalışanlarını daha da motive etmişti.