Küresel enerji piyasaları, Orta Doğu’daki jeopolitik hassasiyetlerin etkisiyle sert bir değişim yaşıyor. ABD ve İran arasındaki karşılıklı operasyonlar ve özellikle Hürmüz Boğazı gibi stratejik bir geçiş noktasının ticaret trafiğinde yaşanan yavaşlama, petrol fiyatlarında önemli bir yükselişin tetikleyicisi oldu. Bu durum, yatırımcıların dikkatini, petrol arzının güvenilirliği ve küresel piyasalar üzerindeki etkileri konusunda yoğunlaştırmasına yol açıyor.
Geçtiğimiz hafta Brent ve WTI ham petrolünde gözlenen yüzde 7,8 ve yaklaşık yüzde 10’luk artışlar, bu hafta da devam etti. Brent petrol, varil başına 96,80 dolara yükselirken, WTI petrolü 92,14 dolara ulaştı. Bu artışın merkezinde, Hürmüz Boğazı’ndaki askeri faaliyetlerin, gemi trafiğini ciddi şekilde etkilemesi yer alıyor. Kpler’ın verileri, son 10 günde boğazdan geçiş yapan gemi sayısının, Mayıs ayından beri kaydedilen en düşük seviyeye gerilediğini gösteriyor. Bu durum, petrol arz zincirinde bir aksama potansiyelini de beraberinde getiriyor.
Olaylar, denizcilik istihbarat şirketi Marisks tarafından ‘önemli bir tırmanışa’ işaret olarak değerlendiriliyor. Askeri çatışmalar ile ticari taşımacılık arasındaki ayrımın zayıflaması, piyasalarda belirsizliği artırıyor. İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai’nin, Hürmüz Boğazı’nın dışında kısıtlı bir bölge ilan etmesi, bu gerilimin daha da tırmanabileceğine dair endişeleri pekiştiriyor. Ayrıca, OPEC+ grubunun üretim politikalarında herhangi bir değişiklik yapmaması, arz tarafındaki belirsizliği sürdürüyor.
Analistler, Ortadoğu’daki petrol arzının tamamen eski haline dönmesinin 2026’nın sonlarına kadar gecikebileceğini ve savaş öncesi akış seviyelerine ulaşmanın 2027’nin ilk yarısında gerçekleşmesinin beklendiğini belirtiyor. Bu durum, küresel enerji piyasalarında uzun vadeli bir risk unsuru olarak görülüyor. Uzmanlar, ABD ve İran arasındaki kontrollü askeri müdahalelerin bir açmaza dönüşmesinin en olası senaryo olduğunu öngörüyor.