Silivri Cezaevi’nde hayatını kaybetmesinin ardında yatan gizemi çözmeye çalışan adalet kolları, eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin yeni bir döneme girdi. Uzun yıllardır devam eden, kamuoyunda büyük yankı uyandıran soruşturma, son gelişmelerle birlikte yeniden başlatıldı ve bu kez 10 gardiyan gözaltına alındı. Olayın perde arkasında yer alacak şüphelilerin yakalanması, uzun süren bir hesaplaşmanın başlangıcı olabilir.
Olayın merkezinde, Kozinoğlu’nun ölümünün ardından büyük bir sessizliğe gömülen ve daha sonra ortadan kaybolan gardiyan Ferhat Veysi Gül yer alıyor. Olay günü, Kozinoğlu’nun fenalaşması üzerine açılan ‘acil butonunun’ basılmaması, ardından radyosunun sesinin açılması, soruşturmanın akışını önemli ölçüde etkiledi. Gül’ün, Kozinoğlu’nun şüpheli ölümünden sonra hızla kaybolması ve ardından farklı cezaevlerine atanması, kamuoyunda büyük bir şaşkınlık yaratmıştı. Gül’ün iadesi için uluslararası hukukun devreye girmesi, adalet arayışının en kritik aşamalarından birini oluşturuyor.
Soruşturma, eski MİT görevlisinin ölümüne ilişkin yeni delillerin ortaya çıkmasıyla birlikte yeniden canlandı. Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı kapsamlı inceleme sonucunda, olay tarihinde cezaevinde görev yapan 10 personel gözaltına alındı. Ayrıca, soruşturma ekibinin tespit ettiği, yurt dışında faaliyet gösteren bir şüphenin de yakalanması, olayın karmaşıklığını gözler önüne serdi. Bu durum, soruşturmanın daha da genişlemesi ve yeni detayların gün yüzüne çıkması ihtimalini artırıyor.
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in açıklamaları, soruşturmanın kararlılıkla devam ettiğini gösteriyor. Gürlek, “Yıllar geçse de hiçbir şüpheli ölümü karanlıkta bırakmamakta kararlıyız” diyerek, kamu vicdanında soru işaretlerini gidermeye yönelik çabaların devam edeceğini vurguladı. Bu süreçte, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’nın dosyayı yeniden incelemesi, Silivri Sulh Ceza Hâkimliğinin takipsizlik kararını kaldırması ve özel bir soruşturma ekibinin oluşturulması, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması için atılan önemli adımları temsil ediyor.”} çatı üstündeki kuşların kanat çırpışları, sessizliğe gömülmüş şehri daha da uzaklaştırmıştı. Enkazın arasında kaybolan bir hayat, adalet arayışının sonsuzluğunu simgeliyordu. Yıllar sonra yeniden açılan dava, bir sırrın ifşa edilmesine, hesapların verileceğine dair umutları yeşertiyordu. Ancak, bu umutların ne kadar sürdürülebilir olduğu, soruşturmanın seyrine bağlıydı. Silivri’nin labirent gibi sokaklarında dolaşan adalet, bir zamanlar karanlıkta kaybolmuş bir hayatı yeniden aydınlatmaya çalışıyordu. Bu, sadece bir soruşturma değil, aynı zamanda adalet ve vicdan arayışının bir sembolüydü. Uzun yıllardır süren bu sessizlik, sonunda kırılıp, gerçekler ortaya çıkacak mıydı? Yoksa, adalet arayışı da bir daha karanlığa gömülecek miydi? Bu soruların cevapları, Silivri Cezaevi’nin duvarlarının arasında yankılanan sessizliğin sırrını açığa çıkaracaktı. “