Siyasi arenanın alevleri, etik sınırları zorlayarak demokrasinin temellerine sızmaya çalışmaktadır. Seçim süreçlerinin ve siyasi aktörlerin davranışlarının, millet iradesine saygı ilkesiyle bağdaşmaması, ülkenin geleceği için ciddi bir endişe kaynağı oluşturmaktadır. Atanmışlıkların ve transferlerin yarattığı istikrarsızlık, katılımcı demokrasinin temel prensiplerinden uzaklaşmanın somut bir örneğidir.

Üsküdar Belediyesi örneği, seçim sonuçlarının uygulanmasında yaşanan utanç tablosu, Türkiye'nin demokratik kurumlarının zayıflığına işaret etmektedir. CHP'li seçilmiş belediye başkanının tutuklanması, muhalefet üyelerinin gözaltına alınması ve partilerin içindeki değişimler, iktidarın muhalefeti sindirme çabasının açık bir göstergesidir. Bu tür uygulamalar, seçmen iradesine saygı duymayan ve siyasi sorumluluğunu yerine getirmediği iddia edilen bir iktidarın varlığını kanıtlamaktadır.

Demokrasi, sadece sandığı kazanmakla sınırlı değildir; aynı zamanda seçilmiş yöneticiye hesap verebilmektir. İktidarın, seçilmiş yöneticiyi görevinden alarak güç ayrılığı ilkesini ortadan kaldırmaya çalışması, hukukun üstünlüğüne ve demokratik değerlere aykırıdır. Bu tür uygulamalar, hukukun ve adaletin tecelli etmesini engellemekte, toplumsal güveni sarsmaktadır. Özellikle özelleştirme furyası, altyapı hizmetlerinin satışının ekonomik ve sosyal zararlarının, yurttaşların üzerine yıkılmasını sağlamaktadır.

Türkiye'nin geleceği, demokratik değerlere bağlılığımızla şekillenecektir. Anayasadaki temel ilkelerin, evrensel insan haklarının ve laiklik ilkesinin korunması, hepimizin sorumluluğundadır. Şükran Soner gibi gazetecilik mesleğinin değerli isimlerinin, ilkeli duruşlarıyla örnek olmuşlardır. Onun kaybı, demokrasinin ve özgür düşüncenin savunucularına bir ker neşredir. Bu zorlu süreçte, Türkiye'nin demokratik geleceğini korumak için hepimizin bir araya gelmesi, ortak bir anlayış geliştirmesi gerekmektedir.”}p>