Türkiye’nin altyapı projeleri, uzun yıllardır ülkenin gelişiminde kritik bir rol oynamış olsa da, son dönemde özelleştirme tartışmaları yeniden alevleniyor. 15 Temmuz Şehitler ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri ile otoyolların özelleştirilme kararı, sadece ekonomik verilerle değil, aynı zamanda geçmişte yaşanan olaylar ve güncel eleştirilerle şekilleniyor. Cumhurbaşkanı'nın 2013 yılında ifade ettiği “7 milyar doların altında özelleştirme vatana ihanet olur” şeklindeki sözleri, bu sürecin temelini oluştururken, günümüzdeki tartışmalar da bu söylemin etkisini sürdürüyor.
Bu kapsamlı özelleştirme planı, 2026 yılına kadar 185 milyar lira gelir hedeflenmesini öngörüyor. Bu hedefin gerçekleşmesi, mevcut kurlarla 3.8 milyar dolar karşılığı; ancak bu rakam, özelleştirme sürecinin potansiyelini tam olarak yansıtmadığına dair şüpheler yaratıyor. İlk ihale 2012’de yapılmıştı ve Gözde Girişim ortaklığı 5.72 milyar dolarla en yüksek teklifi sunmuştu. Ancak Cumhurbaşkanı’nın eleştirisi üzerine ihale iptal edilmişti. Bu durum, özelleştirme sürecinde yaşanan belirsizlikleri ve riskleri gözler önüne seriyor.
Özelleştirme sürecine katılan şirketler arasında, İngiltere merkezli Ernst & Young gibi uluslararası danışmanlık firmalarının yanı sıra, Kalyon, Limak, Makyol, IC İçtaş ve Cengiz Holding gibi Türkiye’ye yakın şirketler de yer alıyor. Bu durum, projenin geleceği ve kamu yararı açısından önemli bir boyut oluşturuyor. İyi Parti Milletvekili Turhan Çömez, elde avuçta olanın satıldığını vurgularken, Yeni Parti Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz ise kamuoyunun yanıltılmaya çalışıldığını savundu.
Bursa Çevre Otoyolu’nun özelleştirilmesi, yerel halkın da tepkisini çekiyor. Ücretsiz olarak kullandıkları otoyollardan ücret alınacak olmasına isyan eden vatandaşlar, sürecin kamuoyuna şeffaf bir şekilde sunulmadığına dikkat çekiyor. Bakanlık açıklamaları ve kamuoyundaki eleştiriler arasındaki çelişkiler, özelleştirme sürecinin geleceği hakkında önemli sorular ortaya koyuyor. Bu durum, köprü ve otoyolların sadece ekonomik bir yatırım değil, aynı zamanda stratejik bir öneme sahip olduğunu ve bu nedenle dikkatli bir şekilde yönetilmesi gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor.”}пки>p>