Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin, siyasi arenada yaşadığı gerilim ve itibar kaybının, ülkenin uzun vadeli güvenlik stratejisi için ciddi bir uyarı niteliğinde olduğunu vurgulayan İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin grup toplantısında keskin bir eleştiri sergiledi. Dervişoğlu, devlet egemenliğinin tek bir aktörün kontrolüne geçmesinin tüm dünya milletleri için en büyük tehdit olduğunu ve Türkiye'nin bu noktaya nasıl ulaştığını detaylı bir şekilde analiz etti.
Dervişoğlu, mevcut siyasi sistemin, hukukun üstünlüğüne ve adaletin tecelli etmesine engel olduğunu belirterek, 25 yıllık bir ekonomik programın (Türkiye Yüzyılı) aslında ağır bir mali bedele mal olduğunu savundu. Özellikle 2026 yılı bütçesindeki faiz yükünün (2.74 trilyon lira) Cumhuriyet tarihinin en yüksek faiz oranına denk geldiğini ve bu yükün milletin cebinden karşılandığını dile getirdi. Ekonomik politikaların bilimsel temellere dayanmadığını ve iktidarın karar alma süreçlerinde yeterli istişare yapılmadığını vurgulayarak, bu durumun milyonlarca ailenin hayatlarını olumsuz etkilediğini belirtti. ‘Ekmeğimiz, aşımız faiz lobilerinin sofrasına meze ediliyor’ diyerek, bu durumu acilen düzeltilmesi gereken bir durum olarak nitelendirdi.
Dervişoğlu, aynı zamanda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yetki birikimi konusundaki uygulamasına da sert tepki göstererek, bu durumun ‘Nemrud’ dönemine benzer bir yönetim tarzına yol açabileceğine dikkat çekti. Tarih boyunca ‘mühür’ kavramının gücünü ve bunun kötüye kullanılmasının sonuçlarını örnek göstererek, Erdoğan’ın bu gücün sorumluluğunu yerine getirebilmesi için parlamenter sisteme geri dönmesi, meclisin yetkisini yeniden sağlaması ve milletin iradesine saygı göstermesi gerektiğini savundu. ‘BlackRock CEO'ları’ ve ‘Trump’ gibi dış güçlerin etkisine kapılmanın, ülkenin geleceğini tehlikeye atacağını vurguladı.
Son olarak, Dervişoğlu, Sevr Antlaşması’nın imzalanmasıyla yaşanan vatana ihaneti ve bu ihanetin günümüzdeki siyasi ve ekonomik sorunlara yol açtığını hatırlatarak, Türkiye’nin egemenliğinin saray ve ailelerin kontrolüne geri dönmesini kesinlikle kabul edilemez bir durum olarak değerlendirdi. ‘106 yıl önce bu millet egemenliği saraydan aldı, Meclis'e verdi’ diyerek, bu değerin korunması gerektiği ve geleceğe taşınması gerektiği mesajını verdi. Parlamenter sisteme dönülmesi, meşveretin sağlanması ve milletin şaşmaz iradesinin esas alınması gerektiğini bir kez daha vurgulayarak, Meclis'in itibarının yeniden tesis edilmesi gerektiğini ilan etti.