Şile Belediyesi'nde yaşanan olaylar, yönetimdeki haksız uygulamaların ve yolsuzlukların ne kadar derinlere uzandığını gözler önüne seriyor. İlk olarak, Belediye Başkanı Özgür Kabadayı'nın rüşvet, irtikap veihaleye fesat karıştırma suçlarından tutuklanması, belediye binasında bir şok etkisi yaratmıştı. Ancak, bu durum, belediye içindeki yolsuzlukların sadece bir yüzeyin ifadesi olduğunu göstermedi. Meclis Denetim Komisyonu'nun raporlarına göre, belediyenin yönetimi, açıkça akraba kayırmacılığı ve haksız kazanç uygulamalarıyla suçlanıyordu.
Olayların en çarpıcı detaylarından biri, Belediye Başkanvekili Sacit Terzi'nin damadı Onur Tarhan'ın, belediyedeki diğer tüm personelin maaşını ve mesai ücretlerini geride bırakarak, 2025 yılı boyunca 766 çalışanın tamamının maaşını ve mesai ücretini kendi adıma aldığıdır. Onur Tarhan'ın aylık net maaşının 86 bin TL olduğu, ancak kamu kurumlarında yasal sınırın ötesinde 270 saatlik mesai süresini doldurmuş olmasına rağmen, tam 180 bin TL mesai ücreti aldığı belirlendi. Bu durum, yönetimin görevini kötüye kullanma ve dolandırıcılık suçlamalarını artırmıştı.
Bu iddialar üzerine, Şile Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “Resmi Belgede Sahtecilik”, “Nitelikli Dolandırıcılık” ve “Görevi Kötüye Kullanma” suçlarından re'sen bir soruşturma başlatılmıştır. Bu soruşturma, belediye belgelerinin incelenmesi, şahısların ifadelerinin alınması ve diğer adli süreçlerin başlatılmasıyla genişletilmektedir. Soruşturmanın, belediye kaynaklarının nasıl kullanıldığına dair önemli bilgiler sağlayacağı ve şüphelilerin yargılanmasına kadar uzayacağı tahmin edilmektedir.
Şile Belediyesi'ndeki bu yolsuzluk skandalı, Türkiye'deki kamu kurumlarındaki denetim eksikliklerini ve yolsuzluğa karşı mücadelede daha etkin önlemlerin alınmasının gerekliliğini bir kez daha ortaya koymaktadır. Bu olay, yerel yönetimlerde şeffaflığın, hesap verebilirliğin ve dürüstlüğün önemini vurgulamaktadır. Soruşturmanın sonuçları, adalet mekanizmasının işleyişi ve kamuoyunun beklentileri açısından büyük önem taşımaktadır.”}