Filistin eğitim sistemi, işgalin ve sürekli baskıların ortasında, olağanüstü bir dayanıklılık sergiliyor. Yeni eğitim-öğretim yılı, özellikle İsrail güçlerinin yoğun saldırıları ve eğitim kurumlarına yönelik tehditler gölgesinde, Filistinlilerin eğitim hakkına olan bağlılığının bir göstergesi olarak başlıyor. Bu yıl, sadece akademik bir başlangıç değil, aynı zamanda direnişin ve umudun sembolü olarak da öne çıkıyor.
Batı Şeria ve Doğu Kudüs gibi bölgelerde, öğrenciler ve öğretmenler, zorlu koşullara rağmen ders başı yapıyor. Eğitim, Filistinli çocuklar için sadece bilgi edinmekten öte, kimliklerini koruma ve geleceğe dair umutlarını yeşertme aracı haline geliyor. Ancak, okulların yıkımı, baskınlar ve eğitim faaliyetlerine engellere yönelik saldırılar, eğitim sisteminin en kırılgan noktalarını ortaya koyuyor. Özellikle, ‘meydan okuma okulları’ olarak bilinen, uzak ve dezavantajlı bölgelerde faaliyet gösteren bu okullar, öğrencilere ulaşmak için hayati bir rol oynuyor.
Vali Muhammed Taha Ebu Alya’nın vurguladığı gibi, zorluklara rağmen hayatın ve eğitimin devam etmesi, Filistin halkının azmi ve direncinin bir göstergesi. Battir’in UNESCO Dünya Mirası statüsünün korunması ve İsrail’in bu bölgeye yönelik saldırılarının engellenmesi, Filistinli eğitimcilerin ve öğrencilerin direnişine güç veriyor. Ancak, İsrail ordusunun okullara yönelik baskınları ve eğitim personeline giriş izni vermemesi gibi durumlar, eğitim sürecini ciddi şekilde aksatıyor ve öğrencilerin güvenliğini tehlikeye atıyor.
Filistin'de bulunan 2 bin 537 okul, devlet, özel ve UNRWA tarafından destekleniyor. Bu okullarda 846 bin 289 öğrenci eğitim hayatına başlıyor. Filistinli eğitimciler, sadece ders anlatmakla kalmayıp, aynı zamanda öğrencilerine umut, direnç ve geleceğe dair vizyonlarını da aşılayarak, eğitim sisteminin direncini artırıyor. Bu yıl, Filistinli eğitim sisteminin, zorluklara karşı koyma ve eğitim hakkını savunma becerisinin bir göstergesi olacaktır.