Girne Limanı ile Taşucu Limanı arasındaki deniz yolunda seyir halindeyken, Filo Jet yüksek hızlı yolcu gemisi beklenmedik bir şekilde alabora olarak battı. 30 Ağustos’ta gerçekleşen bu felaket, bölgede büyük bir endişe yaratmış ve arama-kurtarma çalışmaları başlatmıştı. Olayın ardından, geminin enkazının bulunması ve yolcuların kurtarılması için özel bir operasyon başlatılmıştı.

Kazanın ardından, Türkiye’nin deniz kuvvetleri tarafından gönderilen TCG Işın ve TCG Alemdar gibi özel kabiliyetlere sahip robotik denizaltıları, enkazın tespitine ve kurtarma çalışmalarına öncülük ediyor. Enkazın deniz tabanındaki derinliği, 554 metre, bu operasyonu son derece zorlu hale getirmiş. Bu derinlikteki operasyonlar, geleneksel insanlı dalış yöntemlerinin uygulanmasını imkansız kılıyor ve bu nedenle uzaktan kumandalı su altı araçları (ROV) kullanılıyor.

ROV’lar, yüzeydeki kontrol merkezinden kablolar aracılığıyla kontrol ediliyor. Operatörler, bu araçların kameralarından elde edilen canlı görüntüleri gerçek zamanlı olarak değerlendirerek, enkazın etrafında hassas manevralar yapıyor, aranan kişileri veya değerli eşyaları tespit ediyor ve manipülatör kollarıyla nesneleri hareket ettirebiliyor. Operasyonda kullanılan bir ROV, 1.000 metre derinliğe kadar görev yapabiliyor ve 135 kilogram ağırlığındaki yükleri yüzeye güvenli bir şekilde çıkarabiliyor. Bu sistem, sadece kurtarma operasyonlarında değil, aynı zamanda detaylı görsel analizler için de kritik bir rol oynuyor.

Operasyonun kritik aşamalarından biri, enkazın kesin konumunun belirlenmesiydi. TCG Işın, 1 Eylül’de bölgeye ulaştıktan sonra robotik sistemleriyle deniz tabanını taramaya başladı. Bu süreçte, sadece enkazı bulmakla kalmayıp, geminin konumunu doğru bir şekilde belirlemek ve ROV’un güvenli bir şekilde girebileceği noktaları tespit etmek de hedefleniyordu. Operasyonda 60 personel ve 15 özel ihtisaslı dalgıç yer alıyordu. Operasyonun başarısı, özellikle yan taramalı sonar (YTS) teknolojisinin kullanılmasıyla artmıştı. YTS, deniz tabanının iki yanındaki alanı akustik sinyallerle tarayarak, çevredeki nesnelerin konumlarını belirlemede kritik bir rol oynuyor. Bu teknoloji, özellikle deniz tabanında bulunan batıklar, metal parçalar veya diğer anormallikler gibi detayları tespit etmede büyük önem taşıyor.