Antalya’nın gündemi, Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in iddialara göre kurduğu fuhuş ağına yeni mağdur ifadeleriyle yeniden alevlendi. Soruşturma, ilk olarak 3 mağdurun anlatımlarıyla başlamış, ardından 2 yeni ifadeyle birlikte toplamda 5 mağdurun hayatına sızmış durumda. Bu durum, skandalın sadece bir kişi üzerinden değil, sistemli bir operasyonun parçası olabileceği ihtimalini güçlendiriyor.

İddiaya göre, Gençlik Merkezi Sorumlusu Tuğçe Güney’in, belediyenin kaynaklarını bir istismar aracı olarak kullandığı ve çeşitli vaatlerle genç kadınları Muhittin Böcek’in evine götürerek fuhşa zorladığı ortaya çıktı. İlk mağdurun anlatımı, “İşe girerim diye gittim, fiziksel tacize uğradım…” şeklinde başlayan, olayların ne kadar vahim olduğunu gözler önüne serdi. İkinci mağdurun ifadesi de benzeri bir travmanın ardından ortaya çıktı, bu da soruşturmanın ciddiyetini daha da artırdı.

İlk mağdur, Tuğçe Güney’in kendisine belediye işi teklif ederek maddi destek vaadiyle evini ziyaret ettiğini aktardı. Evde, başka bir odaya geçtikten sonra kendisini rahatsız hissettiğini ve odadan ayrıldığını belirterek, daha sonra 2 bin TL para aldığını ifade etti. İkinci mağdur ise, benzer bir süreçte iki kez evine götürülmüş ve her iki durumda da rızası dışında fiziksel temasa maruz kalmış. Soruşturma ekibi, bu mağdurun ifadelerinden, Güney’in sadece kendisine değil, diğer gençlere de benzer vaatlerde bulunarak fuhşa zorladığını öne sürdü. Bu durum, soruşturmanın sadece bir şahsın değil, muhtemelen bir ağın içinde olduğunu gösteriyor.

Soruşturma, belediye kaynaklarının nasıl bir istismar ağına dönüştürüldüğünü ve bu ağın içinde yer alan diğer mağdurların kimler olduğunu belirlemeye odaklanıyor. Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturmanın her aşamasını titizlikle yürütürken, aynı zamanda belediye imkanlarının ve iş vaatlerinin sistematik bir şekilde kullanılıp kullanılmadığı konusunu da derinlemesine araştırıyor. 17 yaşındaki bir kız çocuğunun ve kardeşinin de bu fuhuş ağına dahil edildiği iddiaları, soruşturmanın genişlemesine ve toplumda daha fazla dikkat çekmesine neden oluyor. Bu olay, Antalya’da sadece bir suçun değil, aynı zamanda toplumsal bir yaralanmanın da sembolü olarak tarihe geçiyor.