Erzurum ve Tunceli’nin derinlerinde çözülen bir cinayet soruşturması, şimdi ABD’nin en üst düzey güvenlik birimleriyle buluşuyor. Umut Altaş’ın FBI’ın meraklı sorularına verdiği yanıtlar, Gülistan Doku’nun vahşi sonuna giden yolda, şüphelilerin ve olay yerinin karmaşık bir labirentini ortaya koyuyor. Türkiye’nin iade talebiyle ABD’ye getirilen Altaş, sorgulama sürecinde çarpıcı iddialarda bulundu, soruşturmanın akışını değiştiren ve yeni boyutlar kazandıran detaylar paylaştı.
Soruşturmanın ilk aşamalarında, Altaş’ın Türkiye’nin adli yardımlaşma talebine yanıt olarak Pennsylvania’daki Moshannon Valley İşleme Merkezi’nde iki gün boyunca FBI tarafından sorgulandığı öğrenildi. Türkiye tarafından hazırlanmış kapsamlı 109 sorudan sonra, Altaş’ın ifadesi, soruşturmanın ilerlemesi için kritik bir dönüm noktası oluşturdu. FBI’ın 26 Ağustos 2026 tarihli resmi yazısında, sorgunun belgelendiği FD-302 soruşturma raporunun, Türkiye’nin adli yardımlaşma talebine duyarlılık olarak hazırlandığı belirtildi. Bu süreçte, Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığının kasten öldürme, nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme suçları yönünden soruşturma yürüttüğü kaydedildi.
Altaş’ın FBI’a anlattığı iddialar, cinayetin ardındaki komplonun karmaşıklığını gözler önüne seriyor. Altaş, olay günü Mustafa Türkay Sonel ile birlikte Gülistan Doku’nun bulunduğu bölgeye gittiklerini, Doku’nun köprü kenarında gördüklerini ve daha sonra Gülistan’ın BMW marka araca bindiğini ifade etti. Altaş, araç içinde Doku’nun kendisine “Beni rahat bırakın, neden beni takip ediyorsunuz?” şeklinde uyardığını, tartışmanın ardından çığlık atmaya başladığını ve ardından Sonel’in torpido gözünden siyah renkli bir tabanca çıkararak Doku’yu vurduğunu öne sürdü. Silahın üzerinde Türk bayrağı işlendiğini de vurguladı. Altaş’ın ifadesinde, cesedin bagaja taşınması ve bu süreçte dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in koruma görevlisi Şükrü Eroğlu’nun devreye girdiği, Sonel’in Altaş’a “Sus, kimseye bundan bahsetme” dediği ve daha sonra “Babam bu işi halledecek ve ortadan kaldıracak” şeklinde bir ifade kullandığına yer verildi.
Bu iddialar, soruşturmanın seyrini tamamen değiştirdi. Altaş’ın, olay sonrası Mustafa Türkay Sonel’in Şükrü Eroğlu ile yaptığı telefon görüşmesi ve bu görüşmenin içeriği hakkında da bilgi verdiği ortaya çıktı. Altaş’a göre, Sonel ve Eroğlu yaklaşık 15-20 dakika görüştükten sonra, Altaş’ın konuşmanın dışında tutulduğu ve Sonel’in “Merak etme, hallettik. Sadece kimseye hiçbir şeye müdahale etmeyin” dediği ifade edildi. Bu detaylar, Gülistan Doku cinayetinin sadece bir suçlu değil, aynı zamanda yerel yöneticilerin ve güvenlik güçlerinin de karmaşık bir ağına kurban olduğunu gösteriyor. Şimdi, Altaş’ın bu iddialarının doğruluğu ve soruşturmanın geleceği, Türkiye ve ABD’nin işbirliğiyle yakından takip ediliyor.