Ekonomik geleceğe dair umut verici bir perspektif sunan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 2027-2029 yıllarını kapsayan yeni Orta Vadeli Program'ın detaylarını kamuoyuyla paylaştı. Bu kapsamlı plan, Hazine ve Maliye Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı işbirliğiyle oluşturulmuş olup, ekonomik büyüme, enflasyon kontrolü, iş gücü piyasasının geliştirilmesi ve cari açığın sürdürülebilirliğine odaklanmaktadır. Program, hem iç dinamikleri hem de dış koşulları dikkate alarak, Türkiye ekonomisinin önümüzdeki üç yılda nasıl bir dönüşüm geçireceğine dair net hedefler belirlemektedir.

Güncel küresel ekonomik tablo ve jeopolitik belirsizlikler ışığında, 2026 yılına yönelik büyüme beklentisi yüzde 3,3 olarak güncellenmiştir. Bu hedefin sağlanmasında, toplam faktör verimliliğindeki artışın önemli bir rolü olduğu belirtilmiştir. 2026'da milli gelirin 1,8 trilyon doları, kişi başına düşen gelirin ise 20 bin doların üzerine çıkması öngörülmektedir. Ancak, küresel ticaretin yavaşlaması ve artan enerji maliyetleri gibi faktörler, ekonomik performansı etkileyebilecek riskler olarak değerlendirilmektedir. Bu nedenle, programın başarısı, bu dış etkilere karşı etkili bir şekilde müdahale etme yeteneğine bağlıdır.

Enflasyon kontrolü ise, programın merkez noktasalarından biridir. 2026 yılı enflasyon tahmini yüzde 28,4 olarak belirlenirken, TCMB'nin politikaları ve küresel enerji fiyatlarındaki dalgalanmaların etkileri göz önünde bulundurulmaktadır. Savaş ortamının enflasyon üzerindeki olumsuz etkileri de dikkate alınarak, program dönemi sonunda enflasyonun tek haneye düşürülmesi hedefleniyor. Bu hedefe ulaşmak için, para politikası ve maliye politikalarının koordineli bir şekilde uygulanması gerekmektedir. Ayrıca, enflasyon beklentilerini yönetmek de kritik bir öneme sahiptir.

Cari işlemler açığının azaltılması ve bütçe dengesinin sağlanması da programın temel unsurlarıdır. 2026'da cari işlemler açığının milli gelire oranının yüzde 2,3 olarak gerçekleşmesi hedeflenirken, 2027 ve 2028 yıllarında bu oranların düşürülmesi planlanmaktadır. Bütçe açığı hedefleri ise, 2026 yılı için yüzde 3,1, 2027 yılı için yüzde 3,5 ve 2029 yılı için yüzde 2,8 olarak belirlenmiştir. Bu hedeflere ulaşmak, vergi gelirlerinin artırılması, kamu harcamalarının etkin yönetilmesi ve mali disiplinin güçlendirilmesi gibi önlemlerle desteklenmektedir. Ekonomik istikrarın sağlanması ve sürdürülebilir büyümenin desteklenmesi için bu hedeflere ulaşmak büyük önem taşımaktadır.”} attı. 2027-2029 dönemi için belirlenen bu hedefler, Türkiye ekonomisinin geleceğine dair önemli bir yol haritası sunmaktadır. Ekonomik kalkınmanın sürdürülebilirliği için stratejik bir yaklaşım benimsenmesi gerekmektedir. Bu hedefler, hem hükümetin hem de özel sektörün ortak çabalarıyla gerçekleştirilebilecek hedeflerdir. Bu planın başarıyla uygulanması, Türkiye ekonomisinin uzun vadeli büyümesine katkı sağlayacaktır. Ekonomik istikrarın sağlanması ve yatırım ortamının iyileştirilmesi, ekonomik büyümenin temel unsurlarıdır. Bu hedeflere ulaşmak için, yapısal reformların yapılması ve iş gücünün niteliğinin yükseltilmesi gerekmektedir. Ekonomik istikrarın sağlanması, toplumun refahını artırmaya ve işsizliğin azaltılmasına katkı sağlayacaktır. Bu hedeflere ulaşmak için, hükümetin ve özel sektörün işbirliği yapması gerekmektedir. Ekonomik istikrarın sağlanması, Türkiye ekonomisinin küresel rekabet gücünü artıracaktır. Bu hedeflere ulaşmak için, eğitim sisteminin güçlendirilmesi ve bilimsel araştırmalara yatırım yapılması gerekmektedir. Ekonomik istikrarın sağlanması, Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir büyümesine katkı sağlayacaktır. Bu hedeflere ulaşmak için, çevre dostu teknolojilerin kullanılması ve doğal kaynakların korunması gerekmektedir. Ekonomik istikrarın sağlanması, toplumun sağlığını ve güvenliğini koruyacaktır. Bu hedeflere ulaşmak için, sağlık sisteminin güçlendirilmesi ve sosyal güvenlik ağının genişletilmesi gerekmektedir.