Nepal'in 26 Ağustos'taki trajik sel felaketi, yalnızca bir doğal afet olmanın ötesinde, küresel iklim krizinin en acı sonuçlarını acı bir şekilde sergiliyor. Trishuli Nehri'nin 30 dakikada dokuz metre yükselmesiyle yaşanan bu yıkım, küresel emisyonlardaki payı yalnızca yüzde 0.1 olan bir ülkenin, iklim değişikliğinin en kırılgan bölgelerinden biri olduğunu bir kez daha kanıtladı. Bu felaket, krizi yaratmadaki sorumluluk ile sonuçlarından zarar görme riski arasındaki eşitsizliği çarpıcı bir şekilde gözler önüne serdi.
Tibet-Nepal sınırındaki buzulların çökmesi sonucu oluşan kaya ve çamur akını, yerleşim yerlerini, ulaşım hatlarını ve enerji altyapısını hedef aldı. 903 kişinin hayatını kaybı, 4 bin 247 kişinin kayıp olması ve 933 hidroelektrik çalışanının felakete kurban gitmesi, Nepal’in karşı karşıya olduğu acı gerçekleri somutlaştırdı. Bu süreçte, dünya meteoroloji kuruluşları, bu olayın sınırları aşan, birbirini tetikleyen afet risklerinin çarpıcı bir örneğini değerlendiriyor. Felaketin kökeninde, artan sıcaklıklar nedeniyle buzulların erimesi ve dağ yamaçlarındaki dengesizlikler yer alıyor.
Himalayalar, dünyanın kutuplar dışındaki en büyük buz rezervlerinden birine ev sahipliği yapıyor. Bu bölge, Asya'nın 10 büyük nehir sistemini besliyor ve milyarlarca insanın su ve gıda güvenliğiyle doğrudan bağlantılı. Ancak bu doğal zenginlik, aynı zamanda büyük bir risk kaynağı da oluşturuyor. Buzulların erimesi, yeni buzul gölleri oluşması ve aşırı hava olayları, Nepal’in karşı karşıya olduğu risklerin sadece bir kısmını temsil ediyor. Bu risklere karşı hazırlıklı olabilmek için, iklim değişikliğinin etkilerine karşı ülkenin savunma mekanizmalarını güçlendirmek ve erken uyarı sistemlerini iyileştirmek gerekiyor.
Nepal’in 2035’e kadar belirlenen iklim hedeflerini gerçekleştirmesi için yaklaşık 73.74 milyar dolar maliyet gerekiyor. Bu maliyetin büyük bir bölümü, uluslararası iklim finansmanından sağlanacak (62.92 milyar dolar). Green Climate Fund tarafından desteklenen 50 milyon dolarlık bir proje, buzul gölü taşkınlarına karşı izleme ve erken uyarı kapasitesini artırmayı hedefliyor. Bu proje, 2.4 milyon kişinin dayanıklılığını artırmayı ve Nepal'in iklim değişikliğinin etkilerine karşı daha dirençli hale gelmesini sağlamayı amaçlıyor. Ancak bu finansman ve hazırlık çabaları, iklim adaletsizliğinin temel nedenleriyle mücadele etmekten ziyade, sonuçlarına karşı koymaya yönelik bir yaklaşımdır. Nepal'in bu felaketten sonraki en önemli görevi, iklim değişikliğinin nedenlerini ortadan kaldırmak ve küresel emisyonları azaltmak için daha aktif bir rol üstlenmektir.