Komedyen Deniz Göktaş, ‘Ölü Deniz’ adlı gösterisinin dijital platformlarda dolaşmasına ilişkin başlatılan soruşturma nedeniyle, kuyu tipi bir cezaevinde iki kez tutuklandı. İlk tutuklamadan sonra serbest bırakılan Göktaş, son bir sosyal medya paylaşımının ardından yeniden gözaltına alındı. Bu durum, komedyenin cezaevindeki deneyimlerini ve yargılanma sürecindeki çelişkilerini çarpıcı bir dille ifade etmesine neden oldu.
Hücre duvarları arasında geçen bu süreçte, Göktaş’ın mesajlarında, adalet sistemine karşı duyduğu hayal kırıklığı ve ‘bir daha hapse atamazlar’ düşüncesi ön plana çıkıyor. 9 yıl 8 ay kesinleşmiş hapis cezası istemiyle Çorlu’da bulunan Göktaş, 64 gündür kuyu tipi cezaevinde tutuluyor. Mesajında, dış dünyadaki gerilimleri ve bu gerilimlere karşı duyduğu savunmasızlığı samimi bir şekilde anlatırken, ‘Moby Dick’ adlı eseri okurken yaşadığı yoğun duygusal anları da paylaştı. Bu durum, cezaevindeki koşulların ve yargılanma sürecinin komedyenin psikolojisi üzerindeki etkisini gözler önüne seriyor.
Kadıköy’de serbest bırakılması için düzenlenen eyleme mesaj gönderen Göktaş, duruşma tarihinin 28 Eylül olarak belirlendiğini ve iddianamenin hazır olduğunu açıkladı. TİP’in çağrısıyla gerçekleştirilen bu eylemde, ‘Deniz’e özgürlük’ sloganları atıldı ve Göktaş’ın iki aydır kuyu tipi cezaevinde tutulması eleştirildi. TİP Milletvekili Sera Kadıgil, Göktaş’ın ‘sarıklı rejimden ve yarattığı korku düzeninden korkmamak’ gibi bir suçu olduğunu ve bu nedenle cezaevinde tutulduğunu savundu.
Göktaş’ın bu açıklamaları, Türkiye’deki yargı sistemine ve adalet anlayışına dair önemli soruları beraberinde getiriyor. Komedyenin yaşadığı bu zorlu süreç, cezaevinde geçirilen günler, okunan kitaplar ve hissettikleri duygular, adalet arayışının ve özgürlük talebinin güçlü bir örneğini temsil ediyor.