Ankara’da yaşanan olaylar, siyasi arenayı bir kez daha şaşırtıcı bir şekilde alevlendirmiş. Önceki dönem CHP Ankara İl Yönetimi’nde görev yapmış olan Yüksel Işık, butlan yönetiminin açtığı şikayetin ardından adliye önünde ifade verme sürecine dahil oldu. Bu süreç, sadece bir şikayet değil, aynı zamanda partinin iç dinamiklerinde ve yönetim yapısında yaşanan karmaşık bir tabloyu da gözler önüne serdi.
İfadeye, önceki dönem İl Başkan Yardımcısı ve avukat Murat Yıldız’ın eşliğinde katılan Işık, savunmasında, 39. Olağan İl Kongresi’nde seçilmiş bir yönetici olduğunu ve partinin başına gelenlerin ardından evrensel hukuk ilkelerine bağlı kalarak hareket ettiğini belirtti. Şikayetin temelinde yatan gerekçe, partinin iç hukukannya uyulmaması ve herhangi bir meşru gerekçe sunulmamasıydı. Işık, bu durumun, savunma sürecini 33 gün boyunca uzatmasına ve hukukun üstünlüğüne olan inancını korumak adına mücadele etmesine neden olduğunu ifade etti.
Işık, savunmasında, butlan yönetiminin ‘binayı tahrip etmek ve demirbaşları vermemek’ gibi iddialarının tamamen temelsiz olduğunu vurguladı. Bu iddiaların, siyasi bir manipülasyon ve partiyi itibarsızlaştırma girişimi olduğunu savundu. Ayrıca, söz konusu yönetim tarafından gerçekleştirilen gece yarısı operasyonuna da dikkat çekerek, bu tür eylemlerin demokratik değerlere ve hukukun üstünlüğüne aykırı olduğunu belirtti. O dönemde partiye destek veren madenciler, öğretmenler ve şehit yakınları gibi grupların, Işık’ın liderliğinde mücadele ettiğini ve bu süreçte hiçbir zaman kişisel hakaret veya zarar verilmediğini ekledi.
Son olarak, Işık, bu karmaşık süreç boyunca kendilerini gösterenlere karşı sakinliğini koruyarak, “Biz kendilerini çoktan geride bıraktık; önümüze bakıyoruz” diyerek, siyasi arenadaki rekabetin, temel değerlerden uzak ve manipülatif bir zeminde gerçekleştiğini ima etti. Bu türden siyasi oyunlara kapılmayan, ülkenin geleceğini güvence altına almak için mücadele eden bir parti olduğunun altını çizdi ve gelecekte de kötücül güçlere karşı durmaya devam edeceklerini ilan etti. Bu durum, sadece CHP’nin iç siyasetini değil, aynı zamanda Türkiye’deki siyasi arenanın da farklı dinamiklerini ortaya koyan bir olay olarak değerlendirilebilir.