Türkiye’nin siyasi hafızasında kara bir leke olarak kalmış 27 Nisan e-muhtırası, AK Parti lideri Ömer Çelik’in gözünden yeniden değerlendirildi. Bu olay, sadece bir askeri darbe girişimi değil, aynı zamanda Türkiye demokrasisinin ilk büyük ve etkili direnişi olarak tarihe geçti. O gece, Ankara’nın üzerinde çöken karanlık, askeri vesayetin karanlık bir yansımasıydı ve bu karanlığa karşı dimdik duran bir hükümetin destansı hikayesiydi.
Ömer Çelik, o dönemde hükümetteki rolünü ve yaşananları çarpıcı bir dille anlatırken, 27 Nisan’ın önemini vurguladı. Cumhuriyet tarihinin ilk kez bir Başbakan, Cumhurbaşkanı ve AK Parti hükümeti, askeri vesayetin doğrudan bir tehdidine karşı, etkili bir direniş sergiledi. Bu direniş, sadece bir hükümetin tutumunu değil, tüm Türkiye’nin demokrasiye olan bağlılığını gösteren bir zaferdi. Muhtıranın, hükümetin direnciyle kağıt parçası olmasına rağmen, Türk siyasetinde bir ilk olduğunu, hesaplanmamış bir dönüm noktası olduğunu belirterek, o geceki direnişin, Türkiye’nin demokratik geleceği için hayati öneme sahip olduğunu ifade etti.
Çelik, o dönemde Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantılarının siyasetin merkezinde yer aldığını ve gözlerin bu toplantılarda yoğunlaştığını hatırlatarak, askeri vesayetin siyaset yapma alanına sızmaya çalıştığını vurguladı. Milli Güvenlik Kurulu toplantılarının, askeri vesayetin kontrolünü sağlayan bir mekanizma olduğunu belirterek, hükümetin kararlarının bu mekanizma tarafından yönlendirildiğini, ayar verildiğini ifade etti. Bu durum, Türkiye’nin demokrasi sürecindeki en büyük tehditlerden birini temsil ediyordu; seçilmiş bir hükümetin, askeri vesayetin manipülasyonuna maruz kalması.
Son olarak, Çelik, 27 Nisan e-muhtırasının, Türkiye’de demokrasiye yönelen en büyük tehditlerden biri olduğunu, askeri muhtıraların, seçilmiş iktidarı siyasi olarak tamamen işlevsiz bırakma çabasının bir parçası olduğunu, bu muhtıranın ise Türkiye’de demokratik hayatı zehirleyen, tahrip eden, berhava eden, işlevsiz kılan kötü bir geleneğin önemli bir örneğini oluşturduğunu belirtti. Bu direniş, Türkiye’nin demokrasi yolculuğunda bir kilometre taşı olmuş ve seçilmiş bir hükümetin, askeri vesayete karşı gösterdiği ilk büyük ve başarılı direnişi olarak tarihe geçmiştir.