Toplumsal normların uzun süre şekillendirdiği evlilik anlayışı, son bir çalışmayla kökten değişiyor. ABD'deki kapsamlı bir sosyal analiz, evlilik yaşı ile boşanma olasılığı arasındaki ilişkiyi doğrusal bir çizgi yerine, ‘U’ şeklinde bir eğriyle ortaya koyuyor. Bu bulgu, ‘Goldilocks Teorisi’ olarak adlandırılan bir paradigma değişikliğine işaret ediyor.
‘Goldilocks Teorisi’nin temel bulgusu, 28 ile 32 yaş aralığının, boşanma riskinin en düşük olduğu zaman dilimi olduğunu gösteriyor. Bu aralıktaki çiftler, hem genç yaşta yapılan evliliklerin getirdiği kararsızlığı, hem de daha geç yaşta yapılan evliliklerin yaşlılık sorunlarını ortadan kaldıran bir denge kuruyor. Bu ideal zaman diliminin dışındaki evlilikler ise boşanma riskini artırıyor.
Araştırmacılar, 10 bin kişinin üzerinde katılımcının verilerini inceleyerek, ergenlikten 30'lu yaşların ortalarına kadar boşanma olasılığının azaldığını, ancak 35 yaş ve sonrasında yeniden yükseldiğini tespit ettiler. Bu durum, evlilik sürecinde yaşamanın ve deneyimin önemini vurguluyor. Demografik ve sosyo-ekonomik faktörler de dikkate alındığında, ‘U’ şeklindeki eğri varlığını koruyor. Yani, eğitim seviyesi, gelir düzeyi, din vb. faktörler ne kadar önemli olursa olsun, 28-32 yaş aralığı boşanma riskine karşı en korunaklı zaman dilimi olarak beliriyor.