Demirci’nin kalbinden yükselen bir lezzet hikayesi, 1886’dan beri devam ediyor. Manisa’nın Demirci ilçesinde yetişen Figani Efendi Eriği, sadece bir meyve değil, aynı zamanda bölgenin zengin tarımsal mirasının bir parçası. Ağustos sonları ile Eylül sonları arasında gerçekleşen hasat, yerel halkın ve ziyaretçilerin yüzünde tebessüm oluşturuyor. Bu özel erik, kendine özgü aroması ve geleneksel yetiştirme yöntemleriyle adeta bir zaman yolculuğu sunuyor.
Demirci’nin verimli toprakları ve iklimi, Figani Efendi Eriği’nin gelişiminde kritik bir rol oynuyor. Yaklaşık 12 bin adet Figani Efendi Eriği ağacının sunduğu bereket, yılda ortalama 200 ton ürün veriyor. Üreticiler, hasat edilen eriklerin bir kısmını taze olarak pazarlarken, diğerlerini güneşte kurutarak lezzetli bir çerez haline getiriyor. Bu iki farklı tüketim şekli, eriklerin değerini katlayarak artırıyor.
138 yıllık bir geçmişe sahip olan Figani Efendi Eriği, 1886 yılında Mora Yarımadası’ndan Demirci’ye getirilen tek bir fideyle başladı. Bölgenin kendine özgü toprak ve iklim koşulları, erik ağacının gelişimini farklılaştırarak benzersiz bir lezzet profili oluşturdu. 2024 yılında Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından coğrafi işaretle tescillenen bu erik, artık sadece Demirci’ye özgü bir ürün olmanın ötesinde, milli bir değer olarak kabul ediliyor.
Yöre halkı tarafından doğal bir şifalı ürün olarak görülen Figani Efendi Eriği, özellikle sindirim sistemi sağlığına faydalarıyla öne çıkıyor. 55 yıldır çiftçilik yapan Ramazan Akın gibi üreticiler, eriklerinin Demirci’nin toprak ve iklimiyle ayrılmaz bir bütün olduğunu vurguluyor. Eriğin hem taze hem de kuru olarak farklı bölgelere gönderilmesi, bölge ekonomisine de önemli katkılar sağlıyor. Ayrıca, eriklere olan ilginin artmasıyla birlikte, üreticiler tarafından gerçekleştirilen 2 tonluk rekolte beklentisi, bu lezzetin geleceğine dair umutları artırıyor.