Ortadoğu’nun nabzında yaşanan tansiyon, Amerikan istihbarat kaynaklarının dikkatli değerlendirmeleriyle şekilleniyor. İran’ın, uzun süren kesintili savaş deneyiminden sonra askeri yeteneklerini daha net bir şekilde ortaya koyduğu ve bu durumun Tahran’ın kendine olan güvenini artırdığı belirtiliyor. Mevcut ve geçmişte bu operasyonlarda görev yapmış Amerikalı yetkililerin raporlarına göre, bu durum, savaşın tamamen çözüme kavuşma ihtimalini oldukça düşürüyor. Tahran’ın, ABD’nin hedeflerine ulaşmasını engelleme ve çatışmayı uzatma stratejisi, Washington’ın beklentilerinin aksine, bölgede daha uzun süreli bir istikrarsızlık ortamına yol açabilir.
İran’ın, ABD ile kapsamlı bir uzlaşmaya hazır olmadığına dair işaretler azalırken, bazı Amerikan analizleri Tahran’ın Donald Trump’ın ara seçimler öncesi yarattığı siyasi gerginliğin kendisi için bir fırsat olarak değerlendirildiğini gösteriyor. Washington’ın uyguladığı ekonomik yaptırımlar ve baskı politikaları, İran’ı Hürmüz Boğazı’ndaki kontrolünü yeniden değerlendirmeye ve hatta nükleer programıyla ilgili bazı tavizler vermeye zorlayabilir. Ancak, Amerikan istihbarat değerlendirmelerini göz önünde bulunduran yetkililer, Washington’ın bu varsayımlarının kısa vadede tersine dönebileceğini, ABD’nin yaptırımlarının İran’ı daha da agresif bir tutum sergilemeye ve askeri tırmanışı hızlandırmaya yönlendirebileceğini vurguluyor.
Amerikalı yetkililer, İran’ın önümüzdeki haftalarda, 2023’te gerçekleştirdiği benzer operasyonlara benzer şekilde yeni askeri hamlelerde bulunma olasılığını değerlendiriyor. Geçmişte, İran Ortadoğu’daki ABD askeri üslerine sızarak, Ürdün’de üç Amerikalının hayatını kaybettiği saldırıları gerçekleştirmiş, aynı zamanda Hürmüz Boğazı’ndaki gemileri hedeflemiş ve Kuveyt gibi diğer bölgelerdeki altyapıya saldırılar düzenlemişti. Bu nedenle Washington’da, sadece füze ve insansız hava araçlarıyla sınırlı kalmayan, İran’ın deniz ticareti, askeri üsler, kritik altyapılar ve siber alan gibi çok yönlü bir baskı stratejisiyle karşılaşma ihtimali üzerinde duruluyor. Özellikle siber alanda, İran bağlantılı bilgisayar korsanlarının, ABD genelinde 100’den fazla su sistemini hedef aldığı ve bu durumun su kaynaklarının güvenliğine ciddi bir tehdit oluşturduğu ortaya çıkmıştır.
Bu siber saldırılar, sadece su altyapısını değil, petrol ve doğal gaz sistemlerini de hedef alma potansiyeli taşıyor. Su sistemlerinin daha kolay sızılabilir olduğu ve İran’ın bu zayıflığı kullanarak ABD’nin enerji güvenliğini tehdit etme girişimi olduğu belirtiliyor. Ayrıca, İran bağlantılı hacker gruplarının son aylarda yeniden örgütlendiği ve su, enerji ve diğer kritik altyapılara yönelik saldırılar düzenleme kapasitelerini artırdığı vurgulanıyor. Bu durum, Washington için yalnızca bir siber güvenlik sorunu değil, aynı zamanda ABD’nin günlük yaşamına taşınan çatışmanın bir aracı olarak da görülüyor. Eski istihbarat yetkilileri ve güvenlik uzmanlarına göre, İran’ın siber saldırılarının büyük fiziksel hasar verme potansiyeli olmasa da, ABD içerisinde zate mevcut olan hassasiyetleri ve kaygıları artırarak, savaşın uzun vadeli etkilerini derinleştirebileceği öngörülüyor.”}p>”