Schengen Bölgesi’nde, Avrupa Birliği dışından gelen yolcular için biometrik veri toplama sürecini optimize etmeyi hedefleyen yeni bir dönem resmen başladı. 10 Nisan 2026’dan itibaren tüm yolcuların parmak izi ve yüz tanıma gibi biyometrik verilerinin kaydedileceği Giriş/Çıkış Sistemi (EES) uygulamaya konuldu. Ancak bu yeni sistemin devreye girmesiyle birlikte, Avrupa’nın en yoğun havalimanlarında yolcuların bekleme süreleri önemli ölçüde uzamış durumda.
Sektör temsilcilerinin ve yolcuların karşılaştığı en büyük sorun, EES sisteminin yolcu kontrol süreçlerini yavaşlatması oldu. Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA) verilerine göre, sistemin devreye girmesiyle birlikte pasaport kontrolü ortalama 20-25 saniyeden 90 saniyeye yükseldi. Bu durum, özellikle Frankfurt, Münih ve Amsterdam gibi büyük havalimanlarında ciddi bekleme sürelerine yol açtı. Örneğin, Frankfurt Havalimanı’nda Temmuz ayında ortalama bekleme süresi 60 dakikadan 120 dakikaya, Münih’te 31 dakikadan 60 dakikaya ve Amsterdam’da 80 dakikadan 120 dakikaya ulaştı. Bu durum, seyahat planlarını önemli ölçüde etkileyen bir sorun haline geldi.
Bu yeni durumla başa çıkmak için seyahat sektörü uzmanları, yolculara uçuş öncesi planlama yaparken daha geniş zaman dilimleri ayırmalarını öneriyor. Özellikle kısa aktarma sürelerine güvenmemek ve olası gecikmeler için ek süreler belirlemek, yolcuların stresini azaltabilir. Ayrıca, Avrupa Komisyonu’nun da talep ettiği gibi, sınır noktalarına otomatik kontrol sistemleri, self-servis kiosklar ve yeterli personel sayısının artırılması da bu sorunun çözümünde kritik bir rol oynayabilir. IATA, kış sezonu sonuna kadar geçici esneklik düzenlemesinin uzatılmasını talep ediyor.
Schengen’de yeni dönem, yolcular için sadece bekleme sürelerinin uzamasıyla ilgili değil, aynı zamanda seyahat deneyimini yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor. Bu nedenle, yolcuların bu yeni düzenlemelere uyum sağlamaları ve seyahatlerini buna göre planlamaları büyük önem taşıyor. Avrupa Birliği’nin bu yeni sistemi etkin bir şekilde yönetmesi ve yolcuların konforunu sağlaması, seyahat sektörünün geleceği için kritik bir unsur olacak.