Türkiye Diyanet Vakfı’nın (TDV) yönetimi, son dönemde toplumsal meselelere ilişkin ilahmî bir yaklaşım sergiledi. Ankara’da uzun süredir devam eden madenciler eylemi ve işçi hakları konusundaki hassasiyet vurgusu, hafta içi yayınlanan cuma hutbesinin merkez noktasını oluşturdu. Hutbe, ‘Maddeyi önceleyip manayı ötelemeyin, kendimizle yüzleşmeliyiz’ şeklinde bir çağrıyla, bireysel sorumluluğun önemine dikkat çekti. Bu yaklaşım, toplumsal adaletsizliklere karşı duruşu teşvik etmeyi hedefliyor.
Hutbe içeriğinde, işçi ücretlerine ilişkin bir de vurgu yapıldı. ‘Komşumuz açken tok olarak uyuyamayız’ ifadesi, ödenmeyen haklar ve tazminatlar konusunda bir hatırlatma niteliğindeydi. Bu ifade, uzun süren eylemlere ve açlık grevlerine şahit olan topluma, sosyal sorumluluğun gerekliliğini yeniden hatırlattı. Diyanet, eylemin tamamlanmasının ardından bu konuya değinerek, toplumsal dayanışmanın önemini vurguladı.
TDV’nin fon yatırımları da dikkatleri üzerine çekti. Vakfın, Aktif Portföy Para Piyasası Katılım Fonu’na önemli miktarda yatırım yaptığı bilgisi, kamuoyunda tartışma yarattı. Sadece 1.031 yatırımcıya sahip olan fon, son bir yılda yüzde 45.5 getiri sunarken, TDV’nin bu fon içindeki payı 1.22 milyar adetle rekor seviyelerdeydi. Bu durum, vakfın finansal stratejileri ve kamu kaynaklarının kullanımı konusunda soruları beraberinde getirdi.
Hutbe ve fon yatırımları, Diyanet’in toplumsal meselelere yaklaşımını ve finansal yönetimini yeniden sorgulatıyor. ‘Yalanı hakikate tercih eden anlayış’ ifadesiyle başlayan hutbe, bireysel ahlak ve toplumsal adalet temalarını bir araya getirirken, TDV’nin fon yatırımları ise şeffaflık ve hesap verebilirlik konularına dikkat çekiyor. Bu gelişmeler, Diyanet’in rolü ve sorumlulukları konusunda daha derin bir tartışma başlatma potansiyeli taşıyor.