Türkiye’de hayvan hakları savunucuları, kamu kurumları tarafından başlatılan yeni bir izleme sistemine yönelik ciddi endişelerini dile getirdi. İçişleri ve Tarım Bakanlıkları’nın valilik ve belediyeler aracılığıyla sahipsiz hayvan takibi yapma amacı taşıyan bu sistem, hayvanseverlerin hayvan refahı ve bakımevleri kapasitesi konusundaki kaygılarını artırmakta. Bu yaklaşımın, sahipsiz hayvanların toplama sürecine yol açabileceği ve ciddi refah ihlallerine neden olabileceği vurgulanıyor.

Yeni duyurulan sistem, sahipsiz hayvanların tespit edilmesini ve Ankara’daki bir merkez üzerinden değerlendirilmesini öngörüyor. İstanbul’da görevlendirilen ekipler, güvenlik kameraları aracılığıyla hayvanların izlenerek, “ihmal” veya “mevzuata aykırılık” gerekçeleriyle bölgelerin belirlenmesini sağlayacak. Ancak, Serbest Veteriner Hekimler Derneği Başkanı Bilsay Kanat, bu sistemin rutin belediye denetiminden öteye gitmediğini ve sahipsiz hayvanların kapsamlı bir şekilde izlenerek kayıt altına alınacağını belirtiyor. Ekiplerde kaymakamlık, zabıta ve kolluk personelinin yer alacağı, ancak hayvan denetiminden sorumlu birim personelinin bulunmayacağı yazılı olarak ifade edilmiş.

Sistem, sadece saha ekiplerinin faaliyetlerini takip etmekle sınırlı kalmıyor. Emniyet güçleri, meydan ve park gibi yoğun alanlardaki kent güvenlik yönetim sistemi kameralarından elde edilen kayıtları inceleyecek. Bu sayede, sahipsiz hayvanların sayısı ve yerleri tespit edilerek raporlanacak. Ayrıca, okullar, hastaneler, parklar ve yaya yoğunluğunun bulunduğu alanlarda da sahipsiz hayvanlara ilişkin alınan tedbirler raporlanacak. Ancak, Kanat bu durumun, hayvanların nerede ve kaç tane olduğu konusunda aşırı detaylı bir tespit yapılmasını sağlayabileceğini ve bu bilgilerin, belediyeler üzerinde hayvanları toplama baskısı oluşturabileceği uyarısında bulunuyor.

Kanat’a göre, sistemin temel hedefi sadece hayvan sayısını değil, aynı zamanda kısırlaştırma, aşılama, tedavi ve sahiplendirme gibi faaliyetlerin de denetlenmesini hedefliyor. Başarı ölçütü olarak “sokakta kaç hayvan kaldığı” gibi bir kriterin belirlenmesinin, hayvan refahı açısından kabul edilemez olduğunu savunuyor. Bu yaklaşımın, bakımevlerinin kapasitesinin göz ardı edilerek, kapasite aşımı, bulaşıcı hastalıklar, hayvanlar arasındaki çatışmalar ve açlık gibi ciddi risklere yol açabileceği vurgulanıyor. Hayvanseverler, bu yeni sistemin, hayvanların refahını değil, idari uygulamaların dayatmalarına hizmet edebileceği konusunda endişeli bulunuyor.