Yüksek güvenlikli bir cezaevinde yaşananlar, sanatçı Deniz Göktaş’ın hayatını bir kez daha karmaşık hale getiriyor. Çorlu Karatepe Cezaevi’nde yaklaşık iki aydır tutuklu bulunan Göktaş, son bir sosyal medya paylaşımıyla, adalet sistemi içindeki belirsizliklere ve kendi savunma mekanizmalarına dair çarpıcı ifadeler sergiledi. Yeni bir iddianame hazırlığı, Göktaş’ın özgürlük arayışını daha da zorlaştırırken, ifade ettiği sözler kamuoyunda tartışma yarattı.

Göktaş, paylaştığı mesajda, “Napacaklar, bir daha hapse atamazlar ya diye kendimi rahatlatıyordum. Atabiliyorlarmış” diyerek, yeniden tutuklama kararlarının kendisine yönelik bir tehdit olduğunu hissettiğini belirtti. Hücre içindeki yalnızlığı ve belirsizliğe karşı geliştirdiği savunma mekanizmalarını da gözler önüne seren bu ifade, sanatçının yaşadığı zorlu koşulları ve umutsuzluğunu yansıtıyor. “Bazen hücrede zimmetli çakmağı kaybedince ya da kütüphaneden aldığım kitaba bir şey olunca dışarıdaki refleksimle çok geriliyorum ama sonra “napacaklar bir daha hapse atamazlar ya” diye kendimi rahatlatıyordum. Atabiliyorlarmış,” diyerek, bir yandan da gülümsemeyi sürdürdü.

Bu durum, İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi’ne sunulan iddianameyle daha da derinleşti. İddianamede Göktaş’ın YouTube’da yayımladığı “Ölü Deniz” isimli gösterisindeki bazı sözleri, “Cumhurbaşkanına hakaret”, “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme” ve “suçu ve suçluyu övme” suçlamalarıyla değerlendiriliyor. Savcılık, Göktaş’ın “Biraz tatsız bir şey söyleyeceğim, ben Recep Tayyip Erdoğan’ı hiç sevmedim, hayatımda bir dakikam bile yok” sözleriyle başlayan bölümü, Erdoğan’ın “şeref, onur ve saygınlığını rencide edecek boyutta” olarak nitelendiriyor. Ayrıca, “Bizim başımıza gelenleri düşünmezseniz, bir birey için çok önemli bir ilerleme” ve “Keşke Recep Tayyip Erdoğan’ın terapisti olabilsem diye işte. Ödemesi çok iyidir” gibi ifadeleri de iddianameye dahil edildi. Savcılık, bu sözlerin, Cumhurbaşkanı’na yönelik bir eleştiri olduğunu ve kamuoyunda rahatsızlık yaratabileceğini öne sürüyor.

İddianame, Göktaş’ın gösterisindeki diğer paylaşımlarını da suç unsuru olarak değerlendiriyor. “Hâlâ korkuyorum, canlı bombalar ama en çok oruç tutan canlı bombalardan korkuyorum çünkü normal canlı bombalardan Taksim’e, meydanlara kalabalık yerlere gitmeden kaçabilirsin, ancak oruç tutan canlı bombaların nerede patlayacağı belli olmaz” şeklindeki bir yorumu, halkın dinini hedef alan bir kin ve düşmanlığa alenen tahrik olarak kabul ediliyor. Ayrıca, “Bütün yılın stresini denize akıtacağım, tam böyle düşünürken denizin içinden birkaç tane insan çıktı. Saçları görünmüyor, bütün vücutlarını kaplayan siyah bir kıyafet, ben kimin hangi kıyafetle denize gireceğine karışacak değilim ama bu görüntüye de yıllardır alışamadım. Si***min dalgıçları gerçekten gerçekten nefret ediyorum” sözleri de, dini inançlara sahip bir kesimden ayrışmayı ve kutuplaşmayı tetiklediği gerekçesiyle suçlanıyor. Son olarak, stand-up gösterisindeki bir espri, “suçu ve suçluyu övme” suçlamasıyla değerlendiriliyor. Göktaş’ın, “Bugünün ikinci sıra bilet gelirleriyle Türkiye’ye bir tetikçi tutup, rakip bir komedyeni öldürtebiliyorum. Şu an piyasa bu durumda. Sadece ikinci sıra, bir de Telegram hesabı. Oradan Daltonlara yazıyorsunuz, gayet kurumsal bir iletişim var” sözleri, suçlu bir eylemi teşvik ettiği ve kamuoyunda bir suç grubunun eylemlerini yüceltmeye yönelik olduğu gerekçesiyle suçlanıyor.”}P