Türkiye’nin enerji geleceği, küresel dönüşüm çabalarıyla iç içe bir stratejik hamle olarak şekilleniyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın İstanbul İklim Finansmanı Zirvesi’ndeki konuşması, bu dönüşüm sürecinde karşılaşılan finansal engellerin aşılması ve Türkiye’nin hedeflerine ulaşması için yeni bir perspektif sunuyor. Bakan Bayraktar, dönüşümün tek bir amaca indirgenemeyeceğini, aynı anda üç temel hedefin gerçekleştirilmesini gerektirdiğini vurgulayarak, enerji güvenliğinin sağlanması, ithal enerji bağımlılığının azaltılması ve iklim taahhütlerinin yerine getirilmesi gibi kritik unsurlara dikkat çekti.

Özellikle gelişmekte olan ekonomilerde, enerji talebinin ve yatırım ihtiyacının hızla artmasıyla birlikte finansman kaynaklarının kıtlaşması, küresel enerji dönüşümünün önünde büyük bir engel oluşturuyor. Bayraktar, ‘Enerji talebinin ve yatırım ihtiyacının en hızlı arttığı ülkelerde finansman pahalı veya erişilemez kaldığı sürece küresel enerji dönüşümünün başarıya ulaşması mümkün değil’ sözleriyle bu gerçeği çarpıcı bir şekilde ifade etti. Türkiye’nin bu zorlu koşullarda sürdürülebilir bir enerji dönüşümüne geçebilmesi için farklı stratejiler geliştirmesi gerektiği açıkça ortaya konuldu.

Bakan Bayraktar, dönüşümde öncelikli olarak elektrifikasyonun rolüne dikkat çekerek, yenilenebilir enerji kaynaklarının (güneş, rüzgar, hidroelektrik, jeotermal) bu dönüşümün merkezinde yer alacağını belirtti. Mevcut Uluşsal Enerji Verimliliği Eylem Planı’nın 2024-2030 döneminde kamu ve özel sektör yatırımlarında 20 milyar doları aşan bir potansiyele sahip olduğunu ve bunun takip eden 10 yıl için daha iddialı hedefler içeren Üçüncü Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı’nın hazırlanacağını ifade etti. Bu yaklaşım, Türkiye’nin enerji bağımsızlığını artırmada ve karbon emisyonlarını azaltmada önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum da benzer bir stratejiye vurgu yaparak, ‘savunmaya ayrılan kaynakların gelecekteki tehditlere karşı yatırım yapmak olarak görülüyorsa, iklim yatırımlarına da aynı stratejik gözle bakmak zorundayız’ dedi. Kurum, iklim finansmanı ihtiyacının 7,5 ile 9 trilyon dolar arasında olduğunu ve dünya için harcanan mevcut finansmanın 1,9 trilyon dolar civarında olduğunu hatırlatarak, iklim değişikliğiyle mücadele ve yeşil dönüşüm pazarına odaklanılması gerektiğini vurguladı. Bu yaklaşım, Türkiye’nin küresel iklim hedeflerine ulaşması ve ekonomik kalkınma arasında bir denge kurması için kritik bir öneme sahip.”}”ç