Kopenhag'dan yayılan önemli bir duyuru, Avrupa'nın göçmenlik stratejisinde yeni bir boyut ekliyor. Danimarka, 2027 yılına kadar Avrupa Birliği ülkelerindeki, sığınma başvurularının reddedilmesi sonucunda geri kalan kişileri, kendi topraklarına dönüş süreçlerine yönlendirme kararlılığını açıkça ilan etti. Bu yaklaşım, Avrupa'daki diğer ülkelerin de benzer adımlar atmasının önünü açabilir.

Bu kararın arkasındaki temel motivasyon, Danimarka'nın göç politikasında ‘yasa dışı göç’ konusundaki sert duruşunu yansıtıyor. Göç Bakanı Morten Bodskov, mevkidaşlarıyla yaptığı toplantıda, “Danimarka’da, yasa dışı statüye düşen yabancıların, geri gönderme sürecinde yaşanan zorluklar nedeniyle özel bir rahatlık hissetmelerini kabul etmiyoruz” şeklinde önemli bir açıklama yaptı. Bu ifade, Danimarka’nın, göçmenlerin haklarını korurken aynı zamanda ülkenin sınır güvenliğine de önem verdiğini gösteriyor.

Avrupa Parlamentosu’nun (AP) aldığı son düzenleme, bu geri dönüş operasyonlarını daha da meşru hale getiriyor. 17 Haziran’da kabul edilen düzenleme, Avrupa Birliği ülkelerinde bulunan ve sığınma başvuruları reddedilmiş kişilerin, üçüncü ülkelerle yapılan anlaşmalar aracılığıyla kendi ülkelerine geri dönmelerini kolaylaştırıyor. Bu düzenleme, insan hakları, uluslararası hukuk ve ‘geri göndermeme ilkesi’ ilkelerine uygun olarak yürütülecek. Özellikle, refakatsiz çocuklar bu anlaşmalara dahil edilmeyecek ve üye ülkeler, anlaşmaların uygulanmaya başlamadan önce AB Komisyonu ve diğer üye ülkeleri bilgilendirmek zorunda olacak.

Bu yeni düzenlemenin kabulü, 8 Aralık 2025’te AB ülkeleri arasında imzalanan ve 26 Mart’ta AB Konseyi’yle müzakerelerin ardından 1 Haziran’da uzlaşıya varılan anlaşmanın bir uzantısı niteliğinde. Bu süreçte, Avrupa Parlamentosu’nun rolü de kritik önem taşıyor. Bu gelişmeler, Avrupa’nın göçmenlik politikaları ve sınır güvenliği konularında gelecekteki stratejileri şekillendirmede önemli bir dönüm noktası olabilir.”}