Dijital çağın dinamik dünyasında, içerik üretimi ve paylaşımı hızla değişiyor. Ancak bu hızlı değişim, bazı isimleri de kamuoyunun dikkatini çekiyor. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında tanınan bir isim olan gazeteci Oya Lale Arslan, YouTube ve X (Twitter) platformlarında yaptığı yayınlar nedeniyle hakkında “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ve “terör örgütü propagandası yapma” suçundan başlatılan bir süreçte mahkeme huzuruna çıkarıldı. Arslan’ın mahkeme önündeki ifadesi, içerik üretimi konusundaki stratejilerini ve iddiaları ortaya koyarken, dijital platformlardaki yayıncılığın karmaşıklığını da gözler önüne serdi.

Mahkeme sırasında ifade veren Arslan, yayınlarını tamamen kendisinin hazırladığını ve düzenlediğini vurgulayarak, içeriklerin “kendim hazırlanıyor ve yayınlanıyor” şeklinde ifade etti. Yayın başlıklarını da kendisinin oluşturduğunu belirterek, yayınlarının belirli bir konu başlığına önceden belirlenmediğini, konukların ileri sürdüğü iddiaların ise yayın sırasında spontane gerçekleştiğini savundu. Arslan, yayınlarının kamu düzeni ve iç/dış güvenlik açısından tehlike oluşturup oluşturmadığını teyit etmediğini ancak, tehlike oluşturmayacağını düşündüğü yayınları paylaşmaya devam ettiğini belirtti. Genellikle gündeme giren konuları yorumlayarak, yorumların çoğunun konuklar tarafından yapıldığını ve kendisinin moderatörlük görevini üstlendiğini ifade etti.

Arslan’ın yayın stratejisi, özellikle “İktidarın seçim için kaos planı” başlıklı bir yayında, vatandaşlardan oylarla ilgili gelen endişeleri paylaşmayı amaçladığını belirtti. Bu yayında, vatandaşlardan gelen şikayetlerin bilgi kaynağı olduğunu ve “kaos planı” iddiasını kesinlikle kabul etmediğini ifade etti. Ayrıca, “15 Temmuz sonrası soyadı değiştirilen bürokratlar gizleniyor mu” başlıklı yayının uzun süre sonra hatırlanaması ve “Büyük tehlike! Cemaat tarikat TSK çocukları” başlıklı yayında çocuklardan kastının çocukların istismarı olduğunu, TSK ifadesiyle ise FETÖ gibi yapıların askeriye içerisinde yapılandığına ilişkin duyumları kastettiğini açıkladı. Yayınlarında, devlet kurumları ve kamu görevlileri hakkında “operasyon”, “kumpas”, “kaos” ve “gizli plan” gibi ifadeler kullanmasının, daha dikkat çekici yayınlar hazırlama amacını taşıdığını belirtti.

Mahkeme sürecinde, Arslan, iletişim kurmak için kullandığı kanalları da aktardı. Özellikle, gazeteci Erk Acarer ile iletişimini, DM (Direct Message) üzerinden kurduğunu ve Acarer’in yayınlarından önce kendisini dikkatli olması konusunda uyardığını ifade etti. Ayrıca, Cevheri Güven ile iletişimini “tasvip etmediğini” belirterek, suç işleme kastının bulunmadığını savundu. Arslan’ın evinde ele geçirilen Zaman gazetesinin neden evinde bulunduğuna ilişkin bilgisinin olmadığını dile getirdi ve savcılıkla iletişim halinde olduğunu belirtti. Olayın devamında, yayınlarında FETÖ/PDY’yi bir terör örgütü olarak gördüğünü, eylemlerini asla kabul etmediğini ve herhangi bir yayında FETÖ/PDY mensuplarını mağdur olarak nitelendirmediklerini vurgulayarak, ifade sürecini tamamladı.