Adana’nın kalabalık ve canlı çarşısı Çukurova’da, 6 Şubat’ın acı günlerinde bir daha asla unutulmayacak bir trajedi yaşandı. Sami Bey Apartmanı, o yıkıcı depremde 40 masum hayatın tükenmesine neden olmuş, 2 kişi de ağır yaralanmıştı. Şimdi, bu felaketin ardındaki sorumluları yargı adaletinin kolladığı davada, sanık Abdullah Aybaba’nın savunmaları ve mağdur ailelerin avukatlarının iddiaları, karmaşık bir hukuki mücadeleye dönüştü.
Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açılan ve “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçlamasıyla yürütülen davada, sanık Abdullah Aybaba, binanın müteahhidi olarak yer alıyordu. Duruşma salonunda, sanığın tutukluluğunun devamına karar verilmiş, ancak davadaki yeni detaylar ve sanığın savunmaları, sürecin daha da karmaşık hale gelmesine neden oldu. Sanığın, bilirkişi raporunun eksik düzenlendiğini ve binanın tasarımında yapılan hataların, depremde yıkılma nedenlerini etkilediğini ileri sürmesi, davada önemli bir tartışma noktası oluşturdu.
Sanık Abdullah Aybaba, olayların ardından yurt dışına kaçışını, “olayların biraz soğusun, acılar biraz dinsin düşüncesiyle dönüşümü uzattığını” belirterek gerekçelendirdi. Ancak, mağdur ailelerin avukatları Mehmet Üsgüloğlu’nun iddiaları, sanığın suçtan kurtulmaya yönelik çabalarını zedeledi. Üsgüloğlu, sanığın iyi niyetli birisi olmadığını, durumu bildirmemesi ve yurt dışına kaçması nedeniyle mağduriyet yaşadıklarını savundu. Ayrıca, karot ve basınç testlerinin yönetmeliklere uygun yapılmadığını ve olumsuz sonuçlar doğurduğunu vurgulayarak, sanığın müebbet hapis cezasına çarptırılmasını talep etti.
Duruşma sırasında, sanık Aybaba, ilk deprem sonrası inşaatlarını kontrol etmek için Adana’ya geldiğini, tehdit içerikli paylaşımlar nedeniyle yurt dışına kaçtığını ve kendi rızasıyla ülkeye döndüğünü savundu. Avukatının, sanığın 78 yaşında olduğunu, cezaevi koşullarının ağır olduğunu ve ev hapsiyle tahliye edilmesini talep ettiğini belirtmesi, davadaki hukuki tartışmaları daha da derinleştirdi. Sanığın beraat ve tahliyesi talebi, adaletin tecelli etmesi açısından önemli bir argüman olarak sunuldu. Davanın geleceği, yeni delillerin sunulması ve avukatların stratejik savunmalarıyla şekillenecek gibi görünüyor.