Marmara Denizi’nin derin sularında, 2 Eylül’de yaşanan ve 10 mürettebatın hayatını kaybetmesine neden olan ‘MT Alsu’ ile ‘Tuğberk İmamoğlu’ gemisi arasındaki çarpışma, yargı süreçlerinde yeni bir döneme işaret ediyor. Olayın ardından tutuklanan kaptanların, olay anındaki durum ve sorumluluk üzerine yaptığı açıklamalar, karmaşık bir tablo ortaya koyuyor. Bilirkişi raporlarının ilk bulguları ile çelişen savunmalar, kazanın ardındaki gerçeklerin aydınlatılması için kapsamlı bir inceleme sürecini başlatmış durumda.
Olayın tanığı olarak kabul edilen ‘MT Alsu’nun birinci kaptanı Ahmet Erarslan, çarpışma anında gemide istirahat halinde olduğunu ve geminin dümen görevlinin 3. kaptan Murat Evciman olduğunu ifade etti. Erarslan, çarpışma sesini duyduktan sonra köprüye çıktığını belirterek, Tuğberk İmamoğlu gemisini yaklaşık 300 metre uzaklıktan tespit ettiğini aktardı. Gecikmeli bir şekilde Sektör Marmara ile iletişime geçerek durumu bildirdi. Erarslan, gemide gözcü bulunmadığını ve kaza sonucunda karşı geminin sorumluluğunu taşıdığını savundu. AIS cihazının kapalı olması nedeniyle gemiyi radar üzerinden takip etme imkanlarının kısıtlı olduğunu vurguladı ve bilirkişi raporundaki aleyhteki tespitleri reddetti.
‘Tuğberk İmamoğlu’ gemisinin 3. kaptanı Murat Evciman ise kazanın meydana geldiği sırada kendisinin geminin kumandasını sürdüğünü, köprü üzerinde gözlemci bulunmadığını belirtti. Meslekte yaklaşık 7 aylık deneyime sahip olan Evciman, karşı gemiden gelen iki kez ‘iskeleye al’ çağrılarına yanıt olarak gemiyi önce 5 derece, ardından 9 derece iskeleye çevirdiğini anlattı. İki gemi arasındaki mesafe 500 metreye düştüğünde karşı geminin aniden sancağa dönerek kendi rotasına girdiğini öne sürdü. “Telsizden ‘Tuğberk İmamoğlu üstüme doğru geliyorsun, gelme’ diye seslendim. Ben gemiyi iskeleye çevirdim ancak Tuğberk İmamoğlu sancak yapmaya ve üzerimize gelmeye devam etti.” diyerek yaşananları aktardı. Çarpışmanın ardından iletişim kurulamadığını ve durumu 10-15 dakika sonra Sektör Marmara’ya bildirdiğini ifade etti. Evciman, bilirkişi raporundaki sorumluluk tespitlerini reddetti.
Silivri Sulh Ceza Hâkimliği’nin dosyadaki delilleri değerlendirmesi sonucunda Ahmet Erarslan ve Murat Evciman’ın ayrı ayrı tutuklanmasına karar verilmişti. Bu karar, kazanın karmaşıklığını ve farklı savunmaların ortaya çıkışını gözler önüne seriyor. Olayın tüm detaylarının ve sorumluluğun belirlenmesi için devam eden yargı süreçleri, gemi güvenliği ve denizcilik hukuku alanında önemli tartışmalara yol açıyor. Olayın sonuçları, hem gemi sahipleri hem de denizcilik sektörü için uzun vadeli etkiler yaratabilir.