Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Arif Ahmet Denizolgun’un ölümüne ilişkin devam eden soruşturma kapsamında, Denizolgun’un uzun yıllar boyunca özel doktoru olduğu iddia edilen Nurettin Demirkol hakkında önemli bir gelişmeyle karşı karşıya. Demirkol, ‘Yalan tanıklık’ suçlamasıyla gözaltına alınarak, Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildi. Bu durum, soruşturmanın akışını ve Denizolgun’un ölüm nedenini belirleme çabasını daha da karmaşık hale getiriyor.

Demirkol’un adliyeye sevk edilmesiyle birlikte, 26 Ağustos’ta savcılığa verdiği ifade yeniden mercek altına alındı. Demirkol, ifadesinde Denizolgun’u birkaç kez muayene ettiğini, ancak özel doktoru olduğunu iddia etmediğini belirtti. Hipertansiyon şikayetiyle hastaneye başvuran Denizolgun’un, olay günü çiftliğe gitmediğini, hatta çiftliğin bile kendisine yabancı olduğunu savundu. Demirkol’un, gece saatlerinde telefonla arandığını, şüpheli bir durum yaşadığını fakat ne olduğunu tam olarak hatırlamadığını ifade etti. Çiftliğe tek başına gittiğini, muhtemelen konum bilgisi gönderildiğini ve Denizolgun’un çekyatta yarı yatar halde bulunduğunu aktardı.

Demirkol’un ifadesi, olay yerindeki kanıtlarla çelişkilere yol açarken, Adli Tıp Kurumu raporlarının da farklı bir değerlendirme sunmasına neden oldu. Demirkol, olay günü Denizolgun’un üzerinde herhangi bir morluk veya çizik görmediğini, yüzünde veya vücudunda kan lekesi olmadığını savundu. Polislerin olay yerine gelişiyle birlikte Denizolgun’un yere yıkıldığını, ancak kendisinin sadece vefatını bildirdiğini, şüpheli bir değerlendirme yapmadığını ifade etti. Demirkol’un, olay yerine yaklaşık 1 saat sonra gelen ve savcıyı bilgilendiren polis ekiplerinin ardından Adli Tıp Kurumu’na götürüldüğünü belirtti. İfadesinde, ağzından kan geldiği yönündeki iddiayı da yalanladı ve bunun, ölüm nedeniyle mideden gelen sıvının yanlış yorumlanmasından kaynaklandığını öne sürdü.

Soruşturmanın bu aşamasında, Demirkol’un ifadeleri ve Adli Tıp Kurumu raporları arasındaki tutarsızlıklar, soruşturmacılar için büyük bir bulmaca oluşturuyor. Denizolgun’un ölüm nedeninin belirlenmesi, Demirkol’un tanıklığının doğruluğu veya yanlışlığıyla doğrudan bağlantılı görünüyor. Bu durum, soruşturmanın gelecekteki adımlarını ve olası delil toplamalarını etkileyecek gibi. Demirkol’un tutuklu olması, soruşturmanın daha da derinleştireceğini ve Denizolgun’un son dönemindeki ölümlerinin ardındaki gerçeğin ortaya çıkması için önemli bir dönüm noktası olabilir.