İsrail'in ulusal güvenliği ve güvenlik politikaları alanında dikkatleri üzerine çeken bir gelişme yaşanıyor. Middle East Eye'ın haberine göre, İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir, ‘Disengagement 710’ adını verdiği, Gazze’deki Filistinlilerin bölgeden tahliyesini amaçlayan detaylı bir planı uygulamaya koymaya hazırlanıyor. Bu iddialı plan, sadece İsrail iç siyasetinde değil, uluslararası arenada da büyük yankı uyandırıyor. Bakan Ben Gvir'in bu yaklaşımı, Gazze'deki mevcut durumun daha da karmaşıklaşmasına ve bölgedeki gerilimin tırmanmasına zemin hazırlayabilir.

Planın temel hedeflerinden biri, yedi yıl içinde yaklaşık 1,86 milyon Filistinlinin Gazze’den çıkarılması. İlk yıl için 250 bin kişinin tahliyesi hedeflenirken, bu sayı üç yıl içinde 1,11 milyon kişiye, programın sonunda ise yaklaşık 1,86 milyon kişiye ulaşması öngörülüyor. Bu ambisyen hedef, özellikle uluslararası toplum tarafından büyük bir endişe yaratıyor. Planın uygulanabilirliği ve etik boyutları, en çok tartışılan noktalar arasında yer alıyor.

Bu kapsamlı projeyi hayata geçirmek için İsrail hükümeti, uluslararası arenada işbirliği arayışlarına başladı. Habere göre, Gazze’den ayrılacak Filistinlilerin yeniden yerleştirilebileceği ülkeler arasında Türkiye, Etiyopya, Kongo ve çeşitli Arap ülkeleri yer alıyor. Ancak, bu ülkelerin Filistinli mültecileri kabul etmesi, planın başarısı için kritik bir unsur olacak. ‘Uluslararası ortaklık’ kavramı, planın uygulanabilirliğini doğrudan etkileyecek ve bu ortaklıkların sağlanması için yoğun diplomatik çabaların harcanması gerekecek.

Planın mali boyutu da oldukça büyük. Sadece ilk yılın maliyetinin 3 milyar doları aşması beklenirken, yedi yıllık toplam maliyetin yaklaşık 20 milyar doları bulması öngörülüyor. Bu büyük bütçe, İsrail ekonomisi üzerinde de önemli bir yük oluşturabilir. Ayrıca, Ben Gvir’in planın yürütülmesi için özel bir bakanlık mekanizması kurulmasını talep etmesi, hükümet içindeki güç dengelerini de değiştirebilir. Bu mekanizma, Filistinlilerin tahliyesini yönetecek ve uluslararası ülkelerle müzakereleri gerçekleştirecek bir otorite sağlayacaktır. Bu durum, Ben Gvir'in partisi Aşırı Sağcı Yahudi Gücü (Otzma Yehudit)'ün seçim kampanyasında önemli bir rol oynamasına ve bir sonraki İsrail hükümetine katılmasının koşullarından biri haline gelmesine neden olabilir.