Türkiye, karmaşık bir jeolojik yapıya sahip olduğu için, doğal afetlere karşı sürekli bir risk altında bulunur. Bu nedenle, ülkenin farklı bölgelerinde meydana gelen sarsıntılar, kamuoyunda büyük bir merak uyandırmaktadır. Özellikle, sarsıntı hissettiğimiz anlarda, ‘Son dakika depremleri mi oldu?’ veya ‘Bu sarsıntı nerede meydana geldi?’ gibi soruların yanıtlarını aramak yaygın bir davranış haline gelmiştir.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) ve Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi, Türkiye ve çevresindeki sismik hareketliliği anında takip ederek kamuoyuna duyurmaktadır. Bu sayede, sarsıntıların kaynağı ve büyüklüğü hakkında hızlı bilgi edinmek mümkün hale gelmektedir. Ancak, bu tür olaylarda, sarsıntının gerçek bir deprem olup olmadığını anlamak için detaylı verilerin incelenmesi gerekmektedir.

4 Eylül 2026 tarihinde kaydedilen, Ege ve Akdeniz bölgelerinde yaşanan küçük sarsıntılar, Kandilli Rasathanesi tarafından paylaşılan verilere göre şu şekilde sınıflandırılmıştır: MIDILLI ADASI GUNEYI (EGE DENIZI) – 1.9 büyüklüğünde, YUNANISTAN – 1.7 büyüklüğünde, GIRIT ADASI (AKDENIZ) – 2.4 büyüklüğünde, OTMANLAR-KOYCEGIZ (MUGLA) – 0.9 büyüklüğünde, KALETEPE-KUMLU (HATAY) – 2.9 büyüklüğünde, BAYRAMDERE-KARACABEY (BURSA) – 3.1 büyüklüğünde, TEKELI-CEMISGEZEK (TUNCELI) – 2.9, 2.8 ve 2.7 büyüklüklerinde, GOZLUCAYIR-CEMISGEZEK (TUNCELI) – 1.7 büyüklüğünde ve AKTAS-SINDIRGI (BALIKESIR) – 1.0 büyüklüğünde sarsıntılar meydana gelmiştir.