Sosyal medyanın algısı, giderek daha karmaşık ve tehlikeli bir hal alıyor. Bir zamanlar bireysel anıların paylaşıldığı, samimi iletişimlerin ön planda olduğu bir mecra, şimdi zenginlik ve güç yarışının şatafatlı bir gösteri alanına dönüşmüş durumda. Bu durum, ‘dijital görgüsüzlük’ olarak tanımlanabilecek bir virüs gibi tüm platformları sarmış, toplumsal değerler üzerinde ciddi etkiler yaratmakta. Özellikle genç nesillerin kültürel kodlarını bozma potansiyeli taşıyan bu durum, tüketim alışkanlıklarını ve yaşam tarzlarını da derinden etkilemekte.
Bu platformlarda, lüks yaşam tarzlarının yarışırcasına sergilendiği, gösterişli tüketimin ön planda olduğu bir ortam yaratılıyor. Zenginliğin ve gösterişin ‘başarı’ ölçütü olduğu algısı, bireyleri kısa yoldan köşeyi dönme hayalleriyle ele geçiriyor. ‘Gösterişçi tüketim’ kavramı, bu durumu en iyi tanımlayan terimlerden biri. Eskiden alışveriş, bireyin ihtiyaçları doğrultusunda yapılırdı, ancak artık dijital platformlarda gösteriş malzemesi olarak satın alınmakta. Bu durum, tüketim alışkanlıklarını başkalarının beğenisine göre şekillendiren bir döngü oluşturmakta.
Bu eğilimi somutlaştıran örnekler de sosyal medyada sıkça karşımıza çıkıyor. Melisa Aslı Pamuk’un tek bir fotoğraf karesinin değeri 90 milyon TL olarak ilan edilmesi, bu durumun ne kadar uç noktaya geldiğinin göstergesi. Saatinden çantasına, tek taşından arabasına kadar her bir “gösteriş malzemesi”nin değeri, bu rakama denk düşüyor. Bu tür gösterişler, bireylerin sahip olduklarını kitlelerin gözüne sokarak bir ‘güç gösterisi’ ve ‘zenginlik beyanı’ gibi sunmalarını sağlıyor. Bu durum, toplumsal değerler açısından ciddi bir tehlike oluşturmakta.