Dünya, Hürmüz Boğazı'ndaki enerji krizinin getirdiği gürültüyle meşgul. Petrolün varili, sigorta primleri, tankerlerin kuyrukları ve stüdyodaki haritalar, global piyasaların nabzını tutmak için kullanılıyor. Ancak, Karadeniz'de benzer bir yoğunluk, sessiz ve derinden etkili bir değişim yaratıyor. Bu coğrafya, savaşın ve ticaretin birbirine dolandığı, gözden kaçırılan bir cephe oluşturuyor.

Fişekler, zirveler ve enerji krizi başlıkları Karadeniz'de yok. Fakat, aynı zamanda fiili bir ambargo yaşanıyor. Gemi çıkmıyor, çıkan ise şiddetli saldırılara maruz kalıyor ve bu saldırılardan kurtulanlar Boğaz'dan çekiliyor. Bu durum, sadece yük fiyatlarını etkilemiyor, aynı zamanda deniz ticaretinin güvenliğini de ciddi bir soru işareti haline getiriyor. 2022'den beri Karadeniz'de 146 ticari gemi vurulduğu, bazı kaynaklarda 263'e varan iddiaların ortaya çıktığı bilgisi, deniz yolunun ne kadar riskli hale geldiğini gösteriyor.

Kiev'in Karadeniz'deki operasyonları, sadece Rusya'ya karşı değil, aynı zamanda küresel ticaret yollarını da etkiliyor. Zelenski'nin, İHA'larla Karadeniz'in fiilen kapatıldığını ilan etmesi, Batı'nın bu durumu ‘meşru savunma’ olarak nitelendirmesine rağmen, gerçekte deniz ticaretinin kesintiye uğramasına yol açıyor. Hava yollarının Rusya seferlerini kestiği ve bunun, deniz yüklenmesiyle sonuçlandığı gerçeği, küresel tedarik zincirlerinde yeni bir dengenin kurulmasına neden oluyor. Afrika'nın un bekleyen limanları, bu krizi doğrudan hissediyor; Hamburg'dan Lagos'a ekmek fiyatları değişiyor. Bu durum, zengin sofralarında bile ekmeğin değerini düşürüyor.

Türkiye, bu iki faturayı birden ödemek zorunda. İthalatın pahalanması ve başkasının yükünü taşımanın getirdiği riskler, ekonomik açıdan ciddi bir yük oluşturuyor. Novorossiysk açıklarında vurulan kömürler, hem can kaybına hem de kış hazırlıklarına yol açarken, Reyhan Sarı örneği gibi, sigorta primlerinin gemi değerinin yüzde birine yükselmesi, taşımacılığın riskli hale geldiğini gösteriyor. Karadeniz'deki güvensizlik, Marmara ve Ege'yi de etkilemeye başlıyor; hasarlı gövdeler İstanbul Boğazı'ndan çekiliyor, yoğunluk artıyor ve kaza ihtimali yükseliyor. Bu sessiz cephe, Karadeniz'e çıkmayan gemilerin Boğaz'da birikmesine, römorkör konvoylarının trafik çift yönlü durmasına ve denizcilerin haber beklerken tüccarın konşimentosüne tanık olmasına neden oluyor. Bu durum, savaşın sadece Moskova'ya değil, küresel ticaretin geçtiği her hatla bağlantılı olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.”}