Üsküdar’da yaklaşan yerel yönetim seçimleri öncesinde, Yeni Parti’nin önde gelen ismi Murat Emir, belediye meclis üyelerinin gözaltı altına alınmasıyla ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Emir’in vurguladığına göre, bu durumun temel amacı, meclis içindeki siyasi dengeleri değiştirmek ve nihayetinde belediyenin kontrolünü ele geçirmek üzere kurgulanmış bir stratejinin parçası olduğu düşünülüyor. Seçimlerdeki oy farkının, meclis aritmetiğini değiştirmek için stratejik bir hamle olarak kullanıldığı belirtiliyor.
Gözaltına alınan belediye meclis üyesi Ahmet Başbaydar’ın hikayesi, sürecin karmaşıklığını daha da derinleştiriyor. Başbaydar, oğlunun KCK bağlantılı suçlamalarıyla hüküm giymiş ve 15 yıldır İngiltere’de yaşamaktaydı. Ancak, Adalet Bakanlığı’ndan gelen birilerinin, oğlunun serbest bırakılması için çabaladığını ve o’nun bir sonraki oylamada AKP’ye karşı oy kullanmasını talep ettiğini iddia ediyor. Bu iddia, seçim sürecinde usulsüzlük ve dış müdahale şüphesini de beraberinde getiriyor.
Başka bir meclis üyesi olan Hüseyin Kazan’ın oğlu da benzer bir süreçte, oylama öncesi şartlı tahliye ile cezaevinden serbest bırakılmış. Bu durum, seçim stratejilerinin seçimden önce yoğun bir şekilde tetikte olduğunu gösteriyor. Bu tür gelişmeler, seçimde usulsüzlük iddialarının güçlenmesine ve seçim sonuçlarının sorgulanmasına yol açıyor. Mevcut meclis üyelerinin ailelerinin bu şekilde etkilenmesi, sürecin şeffaflığı konusunda ciddi soru işaretleri yaratıyor.
Seçimden hemen sonra yaşanan olaylar, seçim sürecinde usulsüzlük iddiaları üzerine yürütülen hukuki süreçlerle birleştiğinde, seçim sonuçlarının yeniden sorgulanmasına neden oldu. İdare Mahkemesi’nin seçim yürüteçlerini durdurma kararı ve ardından gelen itiraz reddi, seçimlerin yeniden yapılması yönündeki talepleri güçlendirmiş. Ancak, 2 Eylül’de tekrar gözaltılar düzenlenmesi, sürecin ne kadar karmaşık ve belirsiz olduğunu ortaya koyuyor. Mithat Özdemir ve Amine Cansu Çelik’in gözaltı alınması, seçimle ilgili usulsüzlük iddialarının derinleşmesine ve seçim sonuçlarının yeniden tartışılmasına zemin hazırlıyor. Ekrem Baki’nin de gözaltına alınması, bu karmaşaya bir yenisini ekliyor ve süreçte daha fazla belirsizliğe yol açıyor.