İstanbul’da devam eden İBB davasında tutuklu sanık Ramazan Gülten, mahkemeye sunmuş olduğu son beyanda, tutukluluk süresinin kendisi ve kızının arasındaki bağları zedelediğini vurguladı. Gülten, tutukluluk incelemesi öncesinde, geçmişte kaçırılan, yeniden yaşanamayan anların telafi edilemeyeceğini kabul ederken, bundan sonra kızının hayatındaki her anın eksilmemesi için güçlü bir talepte bulundu. Sanığın ifadesi, yargılamanın getirdiği zorlu süreçte, bireysel yaşamın ve aile bağlarının önemine dair çarpıcı bir mesaj içeriyordu.

Mahkemede, Gülten, kaçak yapılarla mücadelesi sırasında yaşadığı zorlukları ve bu süreçte kaybettiği zamanları kabul ederken, esas talebini şöyle şekillendirdi: “Geçmişte, hayatın akışından kopup gitmiş olan, yeniden elde edilemeyen anılarımın, kızımın hayatındaki varlığımın da eksilmemesini istiyorum. Bu durumun, ailem ve yaşam düzenim gibi temel değerlerimin de zarar görmesine izin vermiyorum. Yargılamadan kaçma gibi bir düşüncem yoktur. 20 yıllık mesleki tecrübem, 17 yıllık kamu hizmetim, ailem ve tüm bağlantılarım, bu yargı sürecinin merkezindedir.” Sanığın bu ifadeleri, tutukluluk kararının sadece bir ceza değil, aynı zamanda bireyin yaşam alanını ve sosyal ilişkilerini de kısıtlayan bir durum olduğunu gösteriyordu.

Gülten, eşi ve kızından ayrı kaldığı dönemleri anlatırken, duygusal bir dille, eşinin yokluğunu kızlarına hissettirmemek için çabaladığını ifade etti. “İlk adımlarımız, ilk doğum günlerimiz artık geçmişte kaldı,” diyerek, geride kalanları saymak yerine, geleceğe odaklanmayı ve kızının hayatındaki her anın değerini anlamayı hedeflediklerini belirtti. Sanığın bu yaklaşımı, yargılamanın getirdiği travmatik deneyimin üstesinden gelmek için bir strateji olarak değerlendirilebiliyordu.

Son olarak, Gülten, mahkemeye, “Bundan sonra kızımın hayatındaki her anın eksilmemesini istiyorum,” diyerek talebini netleştirdi. Bu talep, sadece bireysel bir özlem değil, aynı zamanda adil bir yargı sürecinin, bireyin temel haklarını ve yaşam tarzını da dikkate alması gerektiği gerçeğini vurguluyordu. Sanığın ifadesi, yargılamanın karmaşıklığı içinde, aile bağlarının korunmasının ve bireysel yaşamın değerinin önemini bir kez daha hatırlatan önemli bir duruş oluşturdu.