Türkiye’nin eğitim sisteminde yeni bir dönüm noktası yaklaşıyor: Yapay zeka. Bu teknolojinin eğitimde sunduğu fırsatlar tartışılırken, beraberinde ciddi risklerin de ortaya çıkmasıyla, sistemin geleceği belirsiz hale geldi. TEDMEM’in hazırladığı detaylı rapor, bu dönüşümün Türkiye’deki boyutunu çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor.

Rapor, yapay zeka kullanımının, özellikle genç nesiller arasında alışkanlıklar ve düşünce biçimleri üzerinde derin etkileri olduğunu vurguluyor. 12 ülkede yapılan karşılaştırmalı analiz sonucunda, Türkiye’nin yapay zeka konusunda geri kaldığı, akademik çevrelerde yetersiz hazırlık ve profesör eksikliği gibi sorunların yaşanmasıyla ortaya çıkan bir krizin eşiğine geldiği belirlenmiş. Rapor, bu durumun sadece eğitim sistemini değil, ülkenin geleceğini de tehdit ettiğini belirtiyor.

Üniversitelerdeki yapay zeka bölümleri, bu yeni çağa hazırlıklı olmak adına önemli bir rol oynaması gerekirken, mevcut durum pek iç açıcı değil. 5 doktor öğretim üyesiyle Trabzon Üniversitesi’nden 6 doktor öğretim üyesiyle Ostim Teknik Üniversitesi’ne kadar uzanan bu tablo, yapay zeka alanında yetersiz bir yatırımın ve stratejik bir eksikliğin göstergesi. Özellikle Eskişehir Teknik Üniversitesi’nde profesör eksikliği, durumun ciddiyetini daha da artırıyor. Bu durum, yapay zeka alanında uzmanlaşmış gençlerin, işsiz kalma riskini de beraberinde getiriyor.

Ancak sorunun kaynağı sadece akademisyen eksikliğinde değil, gençlerin yapay zekaya olan bağımlılığına da dayanıyor. 100 TÜRK GENCİNDEN 61’İ GERÇEĞİ AYIRT EDEMİYOR. Rapor, gençlerin yapay zekayı sadece akademik amaçlar dışındaki ihtiyaçlarını karşılamak için kullandığını, düşünme ve analiz becerilerinin yerini algoritmaların doldurduğunu ortaya koyuyor. Bu durum, hem bireysel hem de toplumsal düzeyde ciddi sorunlara yol açabilir. Yapay zeka, insanı sadece bir veri nesnesi olarak görmeyi, davranışlarını ölçmek ve yönlendirmek için kullanmayı meşrulaştırıyor. Bu ‘gözetim kapitalizmi’nin, dijital diktatörlük gibi daha karanlık sonuçlara yol açma potansiyeli bulunuyor.

Rapor, yapay zeka alanında küresel rekabetin Türkiye’nin eğitim sistemini nasıl etkileyeceğini de değerlendiriyor. ABD, Çin ve Singapur gibi ülkelerin yapay zekayı eğitimde kamu denetiminde kullanması, Türkiye’nin bu alandaki stratejik hamlelerini hızlandırmasını gerektiriyor. Ancak, bu hamlelerin, sadece teknolojik yatırımlarla sınırlı kalmaması, aynı zamanda etik ve sosyal boyutları da dikkate alması gerekiyor.”} p>