Karayip Denizi’nin kalbinde, küçük bir ada olan Montserrat, tarih boyunca insanlığın merakını uyandırmıştı. Ancak bu adanın başkenti Plymouth, günümüzde sadece bir uyarı işareti, bir anı ve aynı zamanda bir ‘yas’ın sembolü olarak duruyor. Bir zamanlar canlı bir liman şehri olan Plymouth, Soufrière Hills Yanardağı’nın ani ve yıkıcı uyanışıyla sonsuza dek değişti. Şehrin sokakları, lav akıntıları ve volkanik kül yığınlarıyla kaplanarak, artık yalnızca bir ‘gömülü’ başkent olarak kalıyor.
1995’te yaşanan felaket, Plymouth’ı devasa bir kül yığınına hapsedmiş, binaların çoğu sadece çatı katlarına kadar ulaşabilmiş durumda. Şehrin nüfusu tamamen yok olmuş, yerini ise sessiz ve ürkütücü bir atmosfer almış. Şimdiki haliyle Plymouth, resmi olarak faaliyet gösteren, ancak yaşayan hiçbir insan bulunmayan bir ‘Yasak Bölge’ olarak kabul ediliyor. Volkanik aktivite hala devam ettiği için, buraya girmek özel izinler gerektiriyor. Girenlere ise, tozlu kitaplar, terk edilmiş mobilyalar ve volkanik küllerin arasında kaybolmuş, unutulmuş bir şehrin acımasız görüntüsüyle karşı karşıya kalmaları sağlanıyor. Şehrin %80’i artık toprağın altında, ikinci kat seviyesinde yürüyüşler yapmayı gerektiren bir hal almış.
Montserrat hükümeti, bu trajik durumu, doğal afetlerin etkilerini anlamak ve farkındalık yaratmak için bir araç olarak kullanıyor. Günümüzde, Plymouth’u ziyaret etmek isteyen maceraperestler, özel turlar veya teknelerle burayı keşfetmek için gelip, bu ‘hayalet başkenti’nin tuhaf atmosferini deneyimliyorlar. Bu durum, insan yapımı medeniyetlerin, doğanın gücüne karşı ne kadar savunmasız olduğunu çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor. Plymouth, aynı zamanda, geçmişin izlerini taşıyan, unutulmuş bir uygarlığın somut bir örneği olarak da yerini alıyor.
Plymouth, sadece bir başkentin kaybının hikayesi değil, aynı zamanda insanlık için bir uyarı niteliğinde. Doğa’nın gücüne karşı koymanın imkansız olduğunu ve yıkıcı afetlerin, medeniyetlerin kaderini nasıl değiştirebileceğini gösteriyor. Bu terk edilmiş şehir, adeta bir anıt gibi duruyor ve gelecek nesillere, dikkatli ve bilinçli bir şekilde yaşamayı, doğal dengelerle uyum içinde olmayı hatırlatıyor.”}” id=