Main Nehri'nin kıyısında, Willigis Köprüsü yakınlarında yürütülen yağmur suyu taşkın havuz inşaatı çalışmalarında, tarihin derinliklerinden bir armağan ortaya çıktı. Uzman ekiplerin ağaç halkalarını titizlikle incelemesi sonucunda, yapının temellerinin MÖ 372 ile 352 yılları arasında kesilen meşe ağaçlarından inşa edildiği belirlendi. Bu buluş, o dönemin mimarisine ve işçilik tekniklerine dair eşsiz bir bakış açısı sunuyor.
Kazılarda gün yüzüne çıkarılan yapı, devasa meşe kirişlerinin, dikkatle oyulmuş taş duvarlarla bir araya gelmesiyle şekillenmişti. Demir Çağı'na ait bu yapıda, taş ve ahşabın aynı anda kullanılması, arkeolojik açıdan son derece değerli bir örnektir. Bu ölçekteki yapıların nadirliği, keşfin önemini daha da artırmaktadır. Yapının nehre bakan duvarında, harç kullanılmadan örülmüş taşlar dikkat çekici bir teknik sergilemektedir.
Kirişlerin her biri, yaklaşık 200 ila 250 kilogram ağırlığında ve 3 ila 4 metre uzunluğunda bir gösteriş sunmaktadır. İlk etapta, arkeologlar bu devasa parçaları elle özenle açığa çıkarmış, ardından vinç yardımıyla güvenli bir şekilde bulunduğu yerden kaldırılmışlardır. Ahşapların üzerinde bulunan izler, Demir Çağı'ndaki marangozluk becerilerinin bir kanıtı niteliğindedir. Balta ve keser gibi aletlerin bıraktığı belirgin izler, araştırmacıların ahşapların nasıl işlendiğini ve birbirine nasıl bağlandığını anlamalarına yardımcı olmaktadır.
Meşe ağaçlarının, Aschaffenburg yakınlarındaki Spessart bölgesinden getirildiği düşünülmektedir. Ağaçların önce işlendiği, ardından taşlarla birlikte Main Nehri üzerinden inşaat alanına taşındığı tahmin edilmektedir. Bu kadar büyük bir yapının kurulması, ciddi miktarda insan gücü, malzeme ve organize bir planlama gerektirmiş, bu da bölgede önemli bir yerleşim yerinin bulunduğunu işaret etmektedir. Yapının tam olarak ne amaçla kullanıldığı henüz kesinleşmemiştir, ancak bazı uzmanlar, Main Nehri'nden yukarıdaki yerleşime ulaşan güzergahın kontrol edilmesini sağlayan bir fonksiyonu yerine getirmiş olabileceğini öne sürmektedir. Ayrıca, nehir ile yapı arasında bulunan ahşap platform, teknelerin yanaşmasını ve yüklerin taşınmasını kolaylaştırmış olabilir. Bu bulgular, yapının yalnızca savunma amacıyla değil, aynı zamanda nehir ulaşımı ve ticaret açısından da kullanılmış olabileceğini düşündürmektedir.