İstanbul Fatih ilçesinde yaşanan trajik olay, acil sağlık hizmetlerinin erişimindeki engellerin sonuçlarını bir kez daha gözler önüne serdi. Yavuz Sultan Selim Mahallesi’ndeki Kanıcak Sokak’ta, 89 yaşındaki Naime Aydın isimli bir bireyin ani kalp krizi geçirmesi üzerine 112 Acil Durum Merkezi’ne yapılan ihbar, hayatını kaybetmesine neden oldu. Olay, yoğun araç trafiği ve hatalı park yapan sürücülerin yarattığı bir engel zinciriyle sarılı bir şekilde gerçekleşti.
Sağlık ekipleri, ambulansın olay yerine ulaşımını sağlayamayınca, hasta taşıma sivil yöntemlerine başvurmak zorunda kaldılar. Hasta, sedyeyle ambulansa kadar taşınırken, bu süreçte dakikalarca beklemek zorunda kaldı. Bu durum, acil bir durumda hayat kurtarıcı müdahalenin gecikmesine ve sonuç olarak bireyin yaşamının sona ermesine yol açtı. Olay yerinde kaydedilen görüntüler, sokaklardaki trafik düzeninin acil durumlar için ne kadar sorunlu olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Olayın tanığı Davut Aydın, teyzesinin ani vefatını derin üzüntüyle paylaştı. Aydın, “Sokakta sürekli araçlar park halinde duruyor. Ambulans geldiğini duydum ama içeri giremedi. Teyzem vefat etti. O benim akrabam, çocukluğumdan beri tanıyorum. Yaşı 80’in üzerinde. Kalp krizi geçirmiş ve hayatını kaybetti. Bu durumun önüne geçebilmek için daha düzenli bir trafik akışı sağlanmalı” ifadelerini kullandı. Aydın’ın vurguladığı gibi, sokaktaki araç yoğunluğu, acil servislerin etkili bir şekilde görevlerini yerine getirmesini ciddi şekilde engellemektedir.
Olayın şahitlerinden Selman Tüfekçi ise, ambulansın olay yerine erişimindeki zorluklara dikkat çekti. Tüfekçi, “Ambulans buradan giremiyor. Arabalar köşeye park ediyorlar, çift sıra halinde duruyorlar. Gece 01.30’da oldu. Köşede bir araba vardı, ambulans giremedi. Aracın sahibini aradılar ve aracı kaldırdılar. Sedyeyle götürdüler. Duyduğuma göre vefat etmiş. 89 yaşındaydı. Bu sorunun çözümü için sokağa çift sıra park etme yasağı getirilmeli ve bu altyapıya sahip çıkılmalı” dedi. Olay, acil durumlar için ulaşım güzergahlarının planlanması ve sürdürülebilirliği konusundaki gereklilikleri bir kez daha hatırlatmaktadır.”}