Yitik anıların yankıları hala duyuluyor! 10 yıl önce Dilovası’nda, üç çocuk da dahil olmak üzere yedi işçinin hayatını yitirdiği kaçak parfüm üretim tesisinde çıkan yangınla ilgili, 8 Eylül’de başlayacak davanın öncesinde, ailelerin sessizliği bir kez daha bozuldu. Kocaeli Sağlık ve İş Güvenliği İl Müdürlüğü önünde düzenlenen, acı bir hakaret ve unutulmaz bir direnişin habercisi olan basın açıklaması, adalete ulaşma umudunu yeniden alevlendirdi.

Aileler, kamu görevlilerinin ihmallerinin ve göz ardı edilmelerinin sonucu olarak yaşanan trajediyi, birer bir bütün olarak gözler önüne serdi. Ravive Kozmetik yangını, sadece bir işletmenin tehlikeli koşullarda faaliyet göstermesiyle açıklanamazdı; aynı zamanda, çalışma koşullarını denetlemesi gereken ilgili kamu kurumlarının, görevlerini yerine getirmemesinin de en büyük sorumlusuydular. Elektrik sistemlerini kontrol etmesi gereken İtfaiye, işçilerin sigortasız çalıştırılmasını engelleyememişti. Bir diğer ironi ise, işsizlik sigortası hizmeti sunması gereken İŞKUR, yangın sonrası yaşanan vakaları da görmezden gelmişti. Bu durum, sadece ailelerin değil, tüm toplumu derinden sarstı.

Açıklamada, yangın sonrası görevlerinden uzaklaştırılan SGK Kocaeli İl Müdürü, İl Müdür Yardımcısı, Gebze Sosyal Güvenlik Merkez Müdürü, İŞKUR Kocaeli İl Müdürü, İŞKUR Dilovası Hizmet Merkezi Müdürü ve CİMER’den sorumlu şube müdürü gibi üst düzey kamu görevlilerinin, soruşturmanın detaylarını açıklamaktan ve sorumluluğunu üstlenmekten kaçınması, adalete olan inancı daha da zedeledi. Bilirkişi raporları, yangının nedeninin sigortasız çalışma ve ihmallerden kaynaklandığını kesin olarak ortaya koyarken, sorumlu kurumların sorumluluğunu kabul etmedi. Bu durum, davada Dilovası Belediyesi’nin de sorumlu tutulmaması gibi, adaletin çarpıtılmasına da yol açtı.

Dilovası Aileleri, bu acı deneyimden güç alarak, sadece davadaki sanıkların değil, aynı zamanda sorumluluğunu paylaşmayan tüm kamu görevlilerinin ve belediye başkanlarının yargılanmasını talep ediyor. Bu talep, sadece Dilovası’ndaki bir trajediye kurban gidenlerin anısını onurlandırmak için değil, gelecekte benzer trajedelerin yaşanmasını önlemek için de bir uyarı niteliğindedir. Aileler, 8 Eylül’de Kandıra Cezaevine kaçırılan duruşma için meydanlarda, adalet için mücadele etmeye devam edeceklerini ve tüm kamuoyunu bu mücadeleye katılmaya davet edeceklerdir. 'Dilovası için adalet herkes için adalet!' sloganıyla, adaletin tecelli etmesi için bir araya gelme çağrısı yapılıyor.