Denizcilik camiasında büyük yankı uyandıran son gelişmeler, Silivri'de meydana gelen talihsiz deniz kazasına ilişkin ilk bilirkişi raporunun yayınlanmasıyla geldi. Rapor, olayın karmaşık doğasını ortaya koyarken, trajik sonun temel nedenlerini açıkça belirledi. Facianın, gemi operatörlerinin disiplin ihlalleri, vardiya rutinlerinin göz ardı edilmesi ve çevresel farkındalıklarının yetersizliği gibi faktörlerin bir sonucu olduğu vurgulandı. Özellikle, ALSU gemisinde tecrübeli bir kaptan ve bir gözcünün bulunmasının, çarpışmanın önlenebileceği veya Tuğberk İmamoğlu gemisinin batmasının engellenebileceği belirtildi.

Rapor, olay anındaki durumu detaylı bir şekilde aktarırken, çarpışmanın 03.13’te gerçekleştiğini ve Tuğberk İmamoğlu gemisinin iskele tarafından yırtılma nedeniyle hızla batarken, ALSU gemisinin ise ciddi hasar almadığını kaydetti. Ancak raporun en çarpıcı noktalarından biri, yaşanan trajedinin temel nedeninin, gemi operatörlerinin ‘Çift Taraflı Köprüüstü Disiplinsizliği, Vardiya Standartlarının Tamamen Terk Edilmesi ve Durumsal Farkındalık Kaybı’ olduğu vurgusu oldu. Bu durum, sadece teknik bir hatayı değil, aynı zamanda insan faktörünün bu felaketteki rolünü de ortaya koydu.

Rapor, Tuğberk İmamoğlu gemisinin AIS cihazını kapatarak seyretmesi ve telsiz mutabakatına aykırı olarak son 0.5 milde sancağa dönmesi gibi manevraların, çarpışmayı tetikleyen aktif bir etken olduğunu belirtirken, bu etkinin arkasındaki asli kök nedenin M/T ALSU gemisindeki köprü üstündeki zafiyet olduğunu savundu. Rapor, ALSU gemisinde ‘Watch Condition B’ kuralına uyulması ve tecrübeli bir kaptan ile bir gözcünün bulunmasının, olayın önüne geçilebileceğini ve Tuğberk İmamoğlu gemisinin batmasının engellenebileceğini vurguladı. Bu, sadece teknik bir değerlendirme değil, aynı zamanda denizcilikteki güvenlik önlemlerinin ve insan faktörünün öneminin altını çizdi.