Yargı dünyasında çalkantılı bir gelişme daha! Ayhan Bora Kaplan (ABK) ile ilgili yürütülen büyük çaplı suç örgütü soruşturması, son mahkeme heyeti değişikliğiyle birlikte yeni bir döneme girdi. Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun (HSK) aldığı kararlarla mahkeme heyetinde meydana gelen bu değişim, davada “M7” kodlu gizli tanığın ifadeleri, sanıkların çelişkili savunmaları ve eski mahkeme başkanı Mehmet Güven’in iddialarıyla birlikte davada önemli bir dönüm noktası oluşturuyor. Bu değişiklik, davada yeni bir strateji ve argüman geliştirme fırsatı sunarken, aynı zamanda soruşturmanın karmaşıklığını da daha da artırıyor.

Sincan Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda devam eden davada, tutuklu sanıklar Ayhan Bora Kaplan ve Serdar Sertçelik salonda hazır bulundu. Duruşmaya, davada müşteki sanık olarak yer alan eski Ankara İl Emniyet Müdür Yardımcısı Murat Çelik, Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Kerem Gökay Öner, Şube Müdür Yardımcısı Şevket Demircan ve polis memurları Metehan İlkyaz, Gökhan Karaca ve Ufuk Gültekin’in de katılımıyla başlayan süreçte, sanıkların savunmaları dikkatle takip ediliyor. Önceki duruşmalarda duruşmadan ayrı tutulmaları kararıyla katılım sağlayamayan sanıklar, bu yeni heyetle birlikte davaya aktif olarak dahil olmuş durumda.

Duruşmanın ilk sırasında, “M7” kod adlı gizli tanık Serdar Sertçelik’in savunması büyük dikkat çekti. Sertçelik, kendisinin Türkiye’ye gelme sürecinde savcılara yönelik tehditleri, “kumpas” iddialarıyla birlikte sahte telefon dosyalarının ve ihbarların oluşturulmasını öne sürdü. Özellikle 15 Temmuz Darbe Girişimi döneminde medyayı yönlendiren, Cevheri Güven’e haber yaptırılan iddialarıyla dikkat çeken Sertçelik, bu sürecin tamamen kumpas olduğunu savundu. Telefonun üzerinde çıkan parmak izleri ve PDF’lerdeki kullanıcı bilgileriyle ilgili ifadeleri, soruşturmanın yönünü değiştirebilecek önemli deliller olarak değerlendiriliyor.

Sanık Ayhan Bora Kaplan ise savunmasında, muhalif medyayı yönlendirme iddialarını reddederek, “Ne kadar muhalif medya varsa üzerimize oynadı” dedi. Ayrıca, örgüt kurulmasının amacının barları almak veya taksicilere çökmek gibi iddiaları da çürütürken, 60 adamı olduğu iddiasıyla ilgili “Hiçbiriniyle iletişim kurmadım” şeklinde savunma yaptı. Eski mahkeme başkanı Mehmet Güven’e yönelik iddialarıyla dikkat çeken Kaplan, Güven’in gerçeği örtbas etmeye çalıştığını ve SEGBİS kaydını kapatıp usulsüzlükler yaparken suç işlemeye devam ettiğini savundu. Yazışma dokümanlarına da değinen Kaplan, kumpas kurulduğunu ve kendileri üzerindeki baskının amacının bu şekilde olduğu iddiasıyla birlikte, Proton, WhatsApp, Twitter gibi platformlarda yapılan yazışmaların ortaya çıkarılmasını talep etti. Sanık Kaplan’ın avukatının beraat talebi ve diğer sanıkların da benzer talepleri, davada yargılama sürecinin daha da karmaşık hale gelmesine neden oldu.”}p>