İstanbul’da seçim atmosferi, Valiliğin aldığı tedbirlerle ve ardından gelen iddialarla daha da yoğunlaştı. Üsküdar Belediye Meclisi’nin 5 Eylül’de başkanvekili seçimi yapma planı, seçim sürecini manipüle etme girişimi olarak değerlendirildi. Bu durum, yargının ve siyasetin iç içe geçtiği bir tabloya işaret ediyor.

Valilik, 26 Ağustos’tan itibaren başlayan 10 günlük yasal sürenin 5 Eylül’de sona erdiğini vurgulayarak, tarihin siyasi bir partiye avantaj sağlamak amacıyla belirlendiği yönündeki iddiaları kesinlikle yalanladı. Bu açıklama, seçim sürecinin tarafsızlığının ve adil bir şekilde yürütülmesinin önemini bir kez daha hatırlatıyor. Aynı zamanda, seçimlere dair kamuoyunda oluşan şüphelerin de bir göstergesi olarak değerlendirilebilir.

Sinem Dedetaş’ın tutuklanmasının ardından yaşanan gelişmeler, seçim sürecinin yeniden başlamasına ve ardından yapılan gözaltı operasyonlarına zemin hazırlamıştı. İdare Mahkemesi’nin seçimlerin yenilenmesine karar vermesi, seçim sürecinin karmaşıklığını daha da artırmıştı. Üsküdar’da tekrarlanacak başkanvekili seçimi öncesinde 2 meclis üyesinin gözaltına alınması, seçim ortamının gerginliğini gözler önüne seriyordu.

Ancak seçim öncesindeki gelişmeler, sadece gözaltılarla sınırlı kalmadı. Yeni Parti’nin açıklamaları, yargının siyasallaştığına dair endişeleri artırırken, seçim sürecinin manipüle edilmeye çalışıldığına dair iddiaları da güçlendirdi. Sözcü TV’de Özgür Özel’in yaptığı açıklamalar, operasyonların ve gözaltıların ardındaki motivasyonları sorgulatırken, toplumsal bir infial yaratmıştı. Bu durum, seçim sürecinin sadece siyasi arenada değil, kamuoyunda da büyük bir yankı bulmasına neden oldu. Ekrem Baki, Mithat Özdemir ve Amina Cansu Çelik gibi isimlerin gözaltında olması, seçim sürecinin adil ve tarafsız bir şekilde yürütülmesinin önemini bir kez daha vurguladı.”}çıkış Verisi Yapısı: {