Endonezya'nın canlı ve hareketli kenti Semarang, bilim insanlarının dikkatini çeken sıra dışı bir jeolojik olguyla karşı karşıya. Sentinel-1 uydusunun yıllarca süren radar verileri, şehrin yüzeyinde yaşanan ilginç bir değişim gösterdiğini ortaya koyuyor: Zemin, yılın belirli dönemlerinde katlanarak çöküyor. Bu alçalma, yalnızca yüzeydeki su çekiminin bir sonucu değil, aynı zamanda bölgedeki karmaşık jeolojik yapının bir tezahürü olarak da değerlendiriliyor.
Araştırmacılar, InSAR (İnterferometrik Yapay Açıklıklı Radar) teknolojisiyle elde edilen verileri, GPS ölçümleri ve derin sondaj verileriyle karşılaştırdı. Bu karşılaştırmalar, şehrin dikey hareketlerinin yıllık -1,81 cm'den +15,20 cm'ye kadar değiştiğini gösterdi. Özellikle Semarang'ın kuzey kıyı şeridi ve Demak belediyesi sınırları arasında çökme oranları en yüksek seviyelerde kaydedildi. Şehrin iç ve güney bölgelerinde ise bu oranlar 2 ila 7 cm aralığında seyretti. Bu bulgular, çökmenin sadece yüzeyde değil, 30 metrelik derinliklerde de hissedildiğini ortaya koyarak, jeolojik yapının derinliklerdeki etkileşimlerini vurguluyor.
Bu alçalma sürecinin altında yatan nedenler ise karmaşık bir ağ gibi birbirine bağlı. Aşırı yeraltı suyu kullanımı, bölgedeki aktif fay hatlarının etkileşimi ve sıkışabilir katmanların basınç altında çökmesi gibi faktörler bir araya gelerek bu durumu tetikliyor. Gombel, Central Java ve Muria-Progo fay sistemlerinin yarattığı farklı tortu ve geçirgenlik yapıları, yeraltı suyu akışını yönlendiriyor ve basınç düşüşlerine neden oluyor. Ayrıca, kil ve kum katmanlarının gözenek basıncı azaldığında hızla çökmesi de önemli bir rol oynuyor.
Sonuç olarak, Semarang'daki bu zemin değişimleri sadece bir jeolojik anomali değil, aynı zamanda şehrin geleceği için ciddi bir risk oluşturuyor. Yükselen deniz seviyesi ve alçalma oranları, özellikle Kaligawe ve Sayung gibi kıyı bölgelerinde kronik su baskınlarını artırıyor. Bilim insanları, bu durumun 2007-2009 yılları arasındaki 4-6 cm'lik çökme oranlarından, 2015-2022 yılları arasındaki 10-12 cm'lik artışa ve son 10 yılda rekor düzey olan 15,2 cm/yıl'a ulaşmasıyla birlikte daha da acil önlemler alınması gerektiğini vurguluyor.