Lefkoşa'nın kalbi, Salı günü Türk Büyükelçiliği'nde çarpmaya başladı. Otel lobisinin sakinliği, kalabalık ve yoğun bir atmosfere dönüşürken, kaza sonrası yarım kalan hayatlar, yeniden dokunmaya başlandı. Kazazedeler – kadınlar, erkekler, çocuklar – ‘Devletin, milletin evindeler’ diyerek, bu zorlu süreçte bir arada tutulmanın önemini bir kez daha vurguladı.
Lefkoşa Büyükelçimiz Ali Murat Başçeri, bu acı olayda ön plana çıkan insani dayanışmayı gözler önüne serdi. Bir çocuğun, laptopunun denize düşmesi üzerine sergilenen minnettarlığı, Büyükelçi Başçeri’nin kulak misafiri olması ve çocuğa yönelik sorusuyla başlayan etkileşim, beklenmedik bir bağın kurulmasına zemin hazırladı. “Laptopun ne markaydı yavrum?” sorusu, sadece bir eşya değil, aynı zamanda bir hayatın kaybı veya hasarı önleme çabasını temsil etti.
Bir saat sonra, Büyükelçi Başçeri, elinde bir laptopla, kalabalığın ortasında çocuğu buldu. “Al bakalım laptopunu evladım” diyerek, sadece bir eşyayı değil, aynı zamanda umudu da geri getirdi. Olayın tanığı olanlar, gözyaşlarını tutamadı. Konya Milletvekili Orhan Erdem ve Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman, Büyükelçiyi kucaklayarak, bu insanlık dramına ortak oldular. Gözleri yaşlı olan yetkililer, yaşananları bir araya getirerek, acıyı hafifletmeye çalıştılar.
Denizde yaşanan bu talihsiz olay, 2017’de başlayan bir korku filmi gibiydi. 2026’da Girne’deki açıklar, bu defa gerçek bir felaketi tetikledi. Günlerdir süren tartışmalar, kazanın nedenleri ve sorumluları hakkında soruları beraberinde getiriyordu. Kaptan ve gemi mürettebatının tutuklanması, soruşturmanın hızlanmasına yol açtı. Ancak, kazanın sadece teknik detaylarıyla sınırlı kalmaması, aynı zamanda insanlık boyutunu da barındırması bekleniyordu. İhmal, kazanın birinci, ikinci ve üçüncü nedeni olarak sıralanırken, kaptanın ve liman yönetiminin sorumluluğu net bir şekilde ortaya koyulmalıydı.
Gözlemimiz, bu kazanın sadece teknik bir olay olmadığını, aynı zamanda insanlığın değerlerini ve dayanışmasını sorguladığını gösteriyordu. Bir yarım saat daha, bir saat daha, kazanın sonuçları farklılık gösterebilirdi. Sahildeki tanıklar, olayı cep telefonlarıyla görüntüleyerek, sosyal medyada paylaştılar. Azeri bir çocuk, yardım etmek için çırpınırken, tutuklandı. Bu durum, hem yerel halkın hem de uluslararası kamuoyunun tepkisini çekti. Emre Kaya adlı iş insanı, kazazedeler çocuklara oyuncak dağıtarak, onların moralini yükseltti. Bu samimi davranış, herkesin kalbini etkiledi.
Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde görevli sağlık çalışanları, kazazedelerin tedavisi için gece gündüz demeye kararlılar. Uyumayan, çırpınan, ellerinden gelenin fazlasını yapan bu kahramanlar, kazazedelerin hayatlarını kurtarmada büyük rol oynamışlardır. Bir aile, sağlık çalışanlarına teşekkür mektubu yazarak, onların fedakarlığını ve yardımlarını takdirlerini dile getirdi. Hüseyin Yayman, mektubu okuyarak, bu insanlık dramına ortak oldu. Mektupta, hastanenin çalışanlarına sonsuz teşekkür ve minnet duyguları ifade ediliyordu. 30 Ağustos Girne gemi kazası sonrası ambulansla hastaneye getirilen yaralılar, sağlık personelinin titiz bakımı altında sağlığına kavuşuyorlardı.