Türkiye’nin 2023 yılı milli geliri, 1 trilyon 706 milyar dolar olarak açıklandı. Bu muazzam rakama bakıldığında, her bir vatandaşa yılda 19 bin 762 dolar düşmesi hesaplanıyor. Ancak bu hesaplama, ekonomik gerçekliğin acı bir şekilde çarpık olduğunu gözler önüne seriyor. Bu gelir, milyonlarca vatandaşın hayal bile edemediği bir miktar olarak karşımıza çıkarken, gelir dağılımında yaşanan adaletsizlik, toplumsal bir krize dönüşüyor.
Gerçek şu ki, 17 milyon emekli arasında en düşük aylık 488 dolar düzeyinde olan 6 milyon kişi bulunuyor. Bu durum, emeklilerin yaşam güvencesini ciddi şekilde tehdit ediyor. 11 milyon emeklinin ise en fazla 79 bin 509 lira civarında bir gelirle geçinmesi, emekli maaşlarının güncel yaşam koşullarına uygun olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Bu nedenle, 16 milyon emekli, milli gelirin çok altında gelirlerle mücadele etmek zorunda kalıyor. Aynı durum, çalışan genç nesiller ve düşük gelirli kesimler için de geçerli.
Çalışan nüfusun yaklaşık 7 milyonunun asgari ücretle (582 dolar) geçinmesi, 12 milyona yakın işsiz sayısının ise ‘kazanamayanlar’ listesinde yer alması, Türkiye ekonomisindeki işsizlik sorununu ve gelir eşitsizliğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Öğretmen, memur gibi farklı statülerdeki çalışanların bile milli gelirin altında bir gelire sahip olması, gelir dağılımındaki adaletsizliğin boyutunu gösteriyor. 24 yaş altındaki 34 milyon genç nüfusun aylık geliri dahi yokken, 12 milyonu aşkın işsiz de bu listede yer alıyor.
TÜİK’in açıkladığı kişi başına düşen milli gelir 18 bin 103 dolar seviyesinde bulunuyor. Ancak bu rakamın, Türkiye ekonomisinde yaşanan gelir uçurumunu tam olarak yansıtmadığını belirtmek gerekiyor. Dolar/TL kurundaki artışlar, bu rakamı daha da yükseltebilir ve gelir dağılımındaki adaletsizliğin daha da derinleşmesine neden olabilir. Bu durum, Türkiye’nin ekonomik geleceği için ciddi bir risk oluşturuyor ve toplumsal huzurun sağlanması için acil çözümler üretilmesi gerektiğini gösteriyor.”}