Türkiye’nin dört bir yanındaki madencilik, enerji ve metal işlerinde faaliyet gösteren Yıldız Holding, özelleştirme sürecinin ardından işçilerin yaşamlarını kabusa çeviren bir tablo çiziyor. Holding’in, devletten aldığı şirketler üzerinden sürdürülen operasyonlar, sürekli maaş alamayan işçilerin direnişi ve hak ihlalleriyle adeta bir efsaneye dönüşmüş durumda. ‘Devletten alır, işçiden alır ama kimseye vermez’ şeklinde tanımlanan holding, adeta bir adalet sızması örneği oluşturuyor.
Holding’in kökleri Sebahattin Yıldız’ın kurduğu kuruma dayanıyor. Doruk Madencilik, Yunus Emre Termik Santrali, Trabzon Yomra-Sürmene Maden İşletmesi, Giresun Şebinkarahisar Maden İşletmesi, Çanakkale Yenice Maden İşletmesi gibi bir dizi şirketin ortak bünyesinde faaliyet gösteriyor. Bu şirketlerin her biri, özelleştirme yoluyla veya işletme hakkı karşılığında devletten alınmış, ancak işçilerin haklarına saygı göstermeyen bir yönetimle yönetilmekte. Özellikle TMSF’nin şirketleri üzerinde kurduğu kontrol, işçilerin yaşamlarını derinden etkileyerek uzun süren eylemlere ve mağduriyetlere yol açıyor.
Yunus Emre Termik Santrali’nin TMSF’ye geçişi ve 2022’de yaşanan üretim duruşları, işçilerin maaş alamaması nedeniyle başlayan süreçte bir dönüm noktası oluşturdu. Aynı durum Trabzon Yomra-Sürmene Maden İşletmesi, Giresun Şebinkarahisar Maden İşletmesi ve Çanakkale Yenice Maden İşletmesi gibi şirketlerde de tekrar etti. İşçiler, tazminatsız işten çıkarıldıkları dönemlerde direniş göstererek seslerini duyurmaya çalıştı, ancak çoğu zaman sonuçsuz kaldı. Şirketlerin çevresel sorunları ve alacakları ödenmemesi de işçilerin yaşadığı mağduriyetleri daha da derinleştirdi.
Yıldız Holding’in geçmişindeki diğer özelleştirilmiş şirketler de benzer sorunları barındırıyor. Eti Gümüş Kütahya’da ödenmeyen maaşlar ve işçi eylemleri, Elazığ Maden İşletmesi’nde yerel halkın alacakları, Yıldız Bakır’da düzensiz maaş ödemeleri ve KMK Madencilik’te ücretsiz izin uygulamaları gibi olaylar, holdingin işçi haklarına saygısızlığının bir göstergesi olarak öne çıkıyor. Osmangazi Elektrik Dağıtım AŞ gibi büyük ölçekli şirketlerdeki yönetim hataları ve EPDK’nın müdahalesi de holdingin karmaşık yapısının bir parçası haline gelmiş durumda. Bu durum, Türkiye’de özelleştirme sürecinin işçi üzerindeki etkilerinin ne kadar yıkıcı olabileceğini açıkça ortaya koyuyor.