Türkiye Merkez Bankası'nın yönetim kademesi, son dönemde yaptığı maaş artışlarıyla dikkat çekiyor. Enflasyonla mücadele çağrıları yaparken, kurum içindeki yüksek gelirler, kamuoyunda ciddi bir tartışma yaratıyor. Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan ve ekibinin aldığı yüksek ücretler, asgari ücretin altında kalan milyonlarca vatandaşa yönelik kritik olan zam oranlarıyla çelişiyor.
Raporlar ve önerilerle asgari ücretin baskılanmasını savunan Merkez Bankası yöneticileri, kendileri için önemli bir gelir artışı sağladı. Bankanın 10 tepe yöneticisi ve 4 denetim kurulu üyesi olmak üzere toplam 14 kişi, 2025 yılında 81 milyon 377 bin lira brüt ücret almaya hak kazandı. Başkan Karahan'ın aylık brüt maaşı yaklaşık 830 bin lirayı bulurken, başkan yardımcılarının maaşları 700 bin lira civarında seyrediyor. Bu durum, asgari ücretin 30 katı gibi bir oranda bir gelir dengesizliğine işaret ediyor.
Merkez Bankası'nın ücret politikası, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından belirlenen bir çerçevede şekilleniyor. 7 kişilik Banka Meclisi ve 5 kişilik Para Politikası Kurulu gibi kurullardaki üyeliklerin yanı sıra, genel müdür ve yardımcılarının da yüksek maaşları, toplam ücret ve maaş giderlerini önemli ölçüde artırıyor. Bankanın personel sayısı son bir yılda 231 kişi artarak 4 bin 123'e ulaştı ve personel başına düşen aylık brüt maaş 289 bin lirayı aştı. Bu durum, kurum içinde yaşanan gelir dağılımındaki adaletsizliği gözler önüne seriyor.
Merkez Bankası'nın yüksek maaş ve prim politikaları, genel müdür ve yardımcılarına doğru akıyor. Banka içinde 19 genel müdür görevlendirilirken, personel başına düşen mali yükümlülükler, asgari ücretli bir çalışanın yıllarca çalışarak ödeyebileceği bir miktara ulaşıyor. Bu durum, ekonomik karar alma süreçlerinin, gelir dengesizliği nedeniyle etkilenip etkilemediği sorusunu gündeme getiriyor. Yüksek maaşlar, enflasyonla mücadele stratejilerinin etkinliğini sorgularken, toplumun genel refahı ve ekonomik adalet açısından önemli bir sorun teşkil ediyor.