Tarihin, insanın çözemediği sorunlara ışık tutma potansiyeli her zaman vardır. Ancak bu potansiyel, bazen çarpıtılarak ve manipüle edilerek farklı sonuçlar doğurabilir. Bu karmaşık tablo, emekli Amiral Türker Ertürk’ün tutuklanma davasıyla bir kez daha gözler önüne seriliyor.
17 Ağustos’ta gözaltına alınan ve Kocaeli F Tipi Cezaevi’nde hüküm giymeye başlayan Türker Ertürk’ün tutuklanma nedeni, aslında iktidarın geçmişte yaptığı açıklamaların yeniden hayata döndürülmesiyle ortaya çıkıyor. Bu davada, Ertürk’ün 3 yıl önce ve 9 yıl önce katıldığı programlarda yaptığı konuşmaların, ‘halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit’ suçlamasıyla değerlendirilmesi dikkat çekici bir durum. Savcının iddianamesinde yer alan ifadeler, iktidarın değişen politikalarını ve bu değişikliklere karşı olabilecek tepkileri önceden öngörerek, benzer söylemlere karşı önlem almak istediğini gösteriyor.
Savcının, videolardaki ifadeleri ‘suç unsurünü’ tanımlarken, 9 ya da 90 yıl önceki bir konuşmanın, görsel ve sosyal medya aracılığıyla hala paylaşılıyor olması durumunda zaman aşımının kalktığını savunması, oldukça tartışmalı bir yaklaşımdır. Bu yaklaşım, geçmişteki eylemlerin etkilerinin sonsuza kadar devam edebileceğini ve bunun da hukuki süreçlerde belirsizlik yaratabileceğini gösteriyor. Bu durum, hukukun keyfiliğine ve geçmişe dayanarak yapılan yargılamalara işaret ediyor.
Bu ilginç davada, akla gelen en önemli soru, bu iddianamenin aslında Erbakan’ı da mı yargıladığıdır. 1994 yerel seçimlerinde zaferle ayrılan Refah Partisi lideri Necmettin Erbakan’ın 13 Nisan 1994’te yaptığı ve iktidarın değişeceğini söylediği konuşma, o dönemde büyük tartışmalara yol açmıştı. Erbakan’ın ‘Geçiş dönemi yumuşak mı olacak sert mi olacak, tatlı mı olacak kanlı mı olacak, 60 milyon buna karar verecek?’ şeklindeki sorusu, o dönemde yaşanan siyasi gerilimleri ve geleceğe yönelik belirsizlikleri yansıtıyordu.
Erbakan’ın bu konuşması üzerine başlatılan soruşturma ve ardından Refah Partisi’nin kapatılması, Türkiye’nin siyasi tarihinde önemli bir dönüm noktasıdır. Refah Partisi avukatları, Erbakan’ın konuşmasının kastının, Refah Partisi’nin iktidara gelmesinin huzurlu olup olmayacağıyla ilgili olmadığını, bu geçiş döneminin huzursuzluk serbest bırakanlar nedeniyle özgürce geçmeyeceğidir diyerek savunmuştu. Bu savunma, Erbakan’ın ifade özgürlüğüne sahip çıktığını ve Türkiye’nin geleceği hakkında endişelerini dile getirdiğini gösteriyor. Ancak bu ifade, günümüzde benzer şekilde kullanılarak Erbakan’a karşı suçlama yapılıyor. FETÖ-AKP kavgası sonrasında da devam eden davalar ve Mesut Yılmaz’ın Erbakan’ın ‘Adil düzen ya kanlı gelecektir ya kansız gelecektir’ ifadesini ‘açıkça bir iç savaş beyanı’ olarak değerlendirmesi, bu durumun ne kadar hassas ve tehlikeli olduğunu gösteriyor.”}p>